La Liga kulüpleri 209 milyon euroda kaldı

La Liga kulüplerinin bu yaz transfer döneminde harcadığı toplam para geçtiğimiz 12 ayda harcanan miktara oranla %55 azalarak 209 milyon euro olmuş. Geçtiğimiz 1 senelik süreçte La Liga kulüpleri 462 milyon euro harcamış. Bu yaz harcanan 209 milyon euronun %60’ı ise Real Madrid ve Barcelona’ya ait.

Bu miktar 2004 senesinde harcanan 156 milyon eurodan sonra en düşük rakam. Geçen sezonla karşılaştırmanın pek anlamı yok zaten. Real Madrid tek başına 200 küsürlü rakamları bulmuştu. Bu sezonun en pahalı transferi ise Barcelona’nın David Villa’yı 40 milyon euroya alması.

Diğer kulüpler ise kemerleri sıkmış durumda. Valencia kadrodan önemli isimleri satarak 80 milyon euroya yakın gelir elde etti. Mali kriz de olduklarını bilmeye yok zaten. Deportivo, Racing, Levante ve Mallorca gibi kulüpler hiç bonservis bedeli ödemedi. Sporting ise sadece 800.000 euro harcadı. Diğer takımlarda da bol kiralamalı, bonservis bedelsiz transferler göze çarpıyor.

Yaz transfer döneminin kapanmasına 2 hafta var. Gündemde olan transferlerde yine Barcelona ve Real Madrid’in isimleri var ama ortada uçuk teklifler yok. Barcelona’nın Fabregas transferi gerçekleşse La Liga’da harcanan para belki 300 milyonu bulurdu ama olmadı. Bu saatten sonra Mesut Madrid’e Mascherano Barca’ya gitse bile zor…

Mesut Özil’e son teklif

İspanyol basınına göre Mesut Özil bugün Real Madrid’li olabilir. AS Gazetesi Madrid’in Werder’e 10 milyon euroluk teklif yaptığını Almanların 14 milyon istediğini iddia ediyor. Bir diğer İspanyol gazetesi Marca ise son teklifin 16 milyon olduğunu Werder’in 20 milyon istediğini söylüyor.

Mourinho da dün yaptığı basın toplantısında Mesut’a hayır demeyeceğini söylemiş. Yani istiyor. Bugünkü görüşmelerde pazarlıklara Van der Vaart ismi de dahil olabilirmiş ki kulağa mantıklı geliyor. Sezon sonu sözleşmesi bitecek olan Mesut için Werder Bremen’nin eli çok güçlü değil. Hem para almış hem de yerini doldurmuş olabilirler.

Real işi en geç Salı’ya kadar bitirmek istiyor çünkü Çarşamba günü Werder Bremen’in Sampdoria ile Şampiyonlar Ligi ön eleme maçı var. Mesut’u oynatmaları durumda ve o günden sonra olası bir transferde Mesut Real ile Avrupa’da oynayamaz.

Real ile Bremen bugün yine masaya oturacak. Muhtemelen de işi bitirirler. 3 ay sahalardan uzak kalacak olan Kaka’nın boşluğu Mesut ile dolabilir. Kaka döndükten sonra da Mesut ile güzel rotasyona girerler.

Niang geldi, Fener coştu

Spor Toto Süper Lig’in ilk Pazar günü Fenerbahçe’ye iyi geldi. Gündüz yeni transferi Niang İstanbul’a ayak bastı. Akşam ise Medical Park Antalyaspor’u harika futbol ile 4-0 geçti.

Öncelikle artık Guiza ile uğraşmayacağımıza ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Uzun yıllar sonra kadromuzda topla dikine süratli bir şekilde kaleye inebilecek, ayakta kalabilecek ve şut atabilecek kaliteli bir forvet olacağı için çok heyecanlıyım. Bu akşam Semih, hatta Semih-Alex ikilisinin ne kadar etkili olduğunu bir kez daha gördükten sonra Guiza’nın iki yıldır bize nelere mal olduğunu bir kere daha görmüş olduk.

Antalyaspor’un hesabını 28 dakikada dört gol ile kesen Fenerbahçe bu akşam harika bir futbol ortaya koydu. Bunu keşke Young Boys karşısında da yapabilseydik demeden edemeyeceğim ama o maçlardan alınan ders işe yaramış, onu görmüş olduk.

İyi bir başlangıç ancak devamının PAOK ve Trabzon maçları ile gelmesi lazım.

FIFA yeni heyecan arıyor

FIFA’nın samiyetsiz başkanı Sepp Blatter bir sonraki Dünya Kupasında kural değişikliği yapabileceklerini söylemiş.

Grup maçları dahil turnuvanın bütün maçlarında 90 dakika berabere biterse direk penaltı atışları oyunu daha heyecanlı hale getirebilirmiş. Bir diğer üzerinde durdukları konu ise altın gol kuralını geri getirmekmiş. Hatırlatalım altın gol kuralı 1998 ve 2002 Dünya Kupalarında uygulanmış biz de İlhan Mansız’la ekmeğini yemiştik.

Şahsen 120 dakika süren ve penaltılara giden maçlar hep içimi cız ettirir. Hak eden değil şanslı olan kazanır. Özellikle 90 dakika sonunda böyle bir uygulama nasıl olur kararsızım. Heyecanlı olur yatış olmaz ama yine de bilemedim. Altın gol geri gelse hayır demem ama hakkaten heyecanlıydı be kardeşim…

Ryad Boudebouz

Sochaux’da forma giyen Cezayirli Boudebouz’a bu sezon dikkat derim. 1990 doğumlu bu genç tabiri caizse uzaktan kodu mu oturtuyo’… Üstteki video dün St. Etienne’e attığı nefis gol. Alttaki ise geçen sezonun son haftasında Monaco’ya attığı gol. Gelişine öle aşırtma helal…

link 1: http://www.dailymotion.com/video/xegc8z_ryad-boudebouz-stunning-goal-14-08_sport

link 2: http://www.dailymotion.com/video/xegc7z_algerien-riad-boudebouz_sport

Güleriz ağlanacak halimize

Galatasaray taraftarı enteresan bir haleti ruhiye içinde şu aralar. Lig başlıyor ilk maça çıkılıyor heyecan yok. Maç başlıyor takım golü buluyor. Sevinç bir yere kadar. Kahkahalar havada uçuşuyor “Sarp attı lan!” diye. Fena değiliz ama bugün takım sanki kıpırdanıyor diyorsun. Bir duran top ve Aykut’un klasik çizgide kalışı, Ali Turan’ın Sabri’yi aratışı…

2. devre başlıyor kahkahalar yine havada. Ayhan Xavivari oyunu kuracak, üflesen uçacak genç yetenek Emre parlayacak alacağız bu maçı. Kewell biraz yırtınıyor. Arda koşturuyor. Yine cacık yok. Top dönüyor geliyor Servet adamını bırakıp öne çıkıyor. Ve skor 2-1. Sinir var mı? Sıfır. Biliyorsun çünkü olacakları artık dalgaya vuruyorsun.

Sonrası daha da vahim. Doldur boşalt style Batdal sahada. Sakatlıktan yeni çıkmış Baros’a sarılmaca. Yaratıcı adam zaten yok. Topu ileri taşıyabilen tek adam Arda’yı oyundan al Barış girsin. Sinir var mı? Kesinlikle yok. “Barış şimdi bir saçmalar bizi güldürür” diyoruz.

Sonra dakikalar oluyor 88. Bir bakıyoruz Rijkaard da bizden olmuş. Sivas yedek kulübesiyle münakaşa ediyor. E hani total futbol filan öğretecekti? Bu malzemeyle bu kadar. Onu da bozduk anasını satayım…

Sessiz gala

Premier League Tottenham-Manchester City gibi muhteşem bir maçla başladı. Evet gol yok ama mücadele, istek, pozisyon ve atmosfer var. Bu yüzden Premier Lague hala en iyi.

Maçın ilk yarısı Tottenham ile City kalecisi Joe Hart arasında geçti. Hart inanılmaz toplar çıkardı. Mancini’nin Given yerine Hart tercihi şimdilik doğru gözüküyor. Peki ya diğer tercihlerine ne demeli? Açıkcası City’nin ne oynadığını ya da ne oynamak istediğini 90 dakika boyunca çözemedim. Takımdaki herkes yıldız ama kendine münhasır. Transfere 100 milyondan fazla harcamışın eyvallah para problem değil ama ortada hiç birşey mi olmaz? Tevez alıp vuracak, Silva geçip kesecek kaç maçta olur?

Tottenham ise keyifli takım. İlk maçın gazıyla taraftarı da arkalarına alıp iyi top oynadılar. Maç haklarıydı ama Hart’ı geçemediler. Özellikle sol açıktaki Bale gözüme çarptı. Geçen sezonlarda zaten sinyali veriyordu bu sezon çok katkısı olacak belli. Redknapp’in bir diğer artısı da kadro derinliğinin kalitesi. Defoe-Crouch ikilisiyle maça başlıyorsun tutmuyor Keane-Pavlyuchenko’ya dönüyorsun. Yedek bekleyen de sorun etmiyor oyundan çıkan da…

Dedik ya ilk maç gol yok ama keyif var. Özlemişiz Premier League’i. Tadı çok ayrı. Sırada Wolverhapton-Stoke maçı var. Belki Tuncay’la başlarız golleri görmeyi.

Hercules Guiza

Guiza’nın son talibi La Liga’nın yeni takımı Hercules. İspanyol basınına göre Fenerbahçe’ye önerdikleri bonservis bedeli 4 milyon euro. Bu arada Rubin Kazan da Guiza için devrede ve önerdikleri bonservis bedeli 8 milyon euro. Ancak Guiza Rusya’ya gitmek istemiyor.

Peki Fenerbahçe Guiza’yı zamanında ne kadara almıştı? 12.5 milyon euro. Guiza’nın senelik maaşı da 3 milyon euro. 2 senedir oynuyor etti sana 6 milyon. 2 senede Fenerbahçe’nin toplam 18.5 milyon eurosunu yemiş. Taraftarın aklını almış.

3’e 5’e bakmadan kime kaça ne zaman satsan bundan sonra kardır. Fener her türlü zarar etti bari taraftarın ruh sağlığı biraz toparlansın. Yalnız olur da Hercules’e giderse ve Mallorca’daki gibi yazmaya başlarsa taraftar İspanya’ya akıl almaya gider.