Vurun Keita’ya

Keita’nın nasıl olduğunu bilmek için dünkü hareketi yapmasına gerek yoktu. Sezon içinde de bunun örneklerini defalarca gördük. Ayağının 1 metre yanına düşen su yüzünden yerde kıvrandığı bile hatırlıyoruz. Sahaya çıktığının 3. dakikasında o gün top oynayacak mı oynamayacak yaptığı hareketlerden anlaşılıyordu.

Keita dün oscarlık bir hareketle Kaka’yı attırdı. Şimdi herkes Keita’ya sallıyor. Sallayacak da tabii yaptığı hareketin savunulacak yanı yok. Ama benim takıldığım nokta Keita üzerinden Galatasaray’a sallayanlar. Galatasaray’a yakışmıyormuş, hemen kapının önüne konmalıymış hatta mümkünse Güney Afrika’dan Türkiye’ye bile gelmeseymiş.

Keita sahterkarlığı seviyor mu? Evet. Peki Keita aklında sadece futbol oldu mu takımı taşıyor mu? E evet. Bu durumda neden gelmesin geri? Belki adamı alıp karşımıza konuşacağız. Bak kardeş bu hareketlerden vazgeç aklını futbola ver. Belki o da laf dinleyecek.

Bu ülkede forma giyen her futbolcu ahlaklı mı? Boğazını keserim hareketi yapanlar kral olsun, ana avrat her pozisyonda sağa sola küfredenler formalarına yakışsın ama Keita geri gelmesin… Güzel iş valla…

Palacios ailesi

Honduras Milli takımında bizim için en tanıdık isim Tottenham’da oynayan defansif orta saha oyuncusu Wilson Palacios. Milli takımın da en önemli ismi.  Ancak Wilson Milli takımdaki tek Palacios değil. Aynı zamanda 2 kardeşi Jhony ve Jerry de Milli takımda. Bir kardeşi Jhony defans oyuncusu ve ülkesinde Olimpia Tegucigalpa takımında top koşturuyor. Diğer kardeşi Jerry ise Wilson gibi orta saha oyuncusu ve ülkesinden çok uzakta Çin’de Hangzhou Greentown takımında forma giyiyor.

Bir Milli takımda 3 kardeşin aynı anda oynuyor olması bir ilk. Anne ve babalarını da tebrik etmek lazım. Futbolcu fabrikası gibiler.

Elano

“Gol attı, asist yaptı, fiyatı arttı” diyenlerin ahı tuttu heralde. Umarım sakatlığı ciddi değildir.

Bazılarına göre Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük transferi dün İstanbul’da imza atarken Milli takımı Güney Afrika’daydı. İroniye gel…

Elano imzayı geçen sene attı açıkcası top mop da oynamadı ama yine de Dünya Kupasında hem de Brezilya ile… Yanlış anlaşılmasın iddiamız yok gelmiş geçmiş en iyi diye ama en azından değeri bilinsin!

Alma İrlanda’nın ahını çıkar aheste aheste

Fransa’da problemsiz gün geçmiyor. Anelka’nın kadro dışı bırakılmasını protesto eden futbolcular antremana çıkmak istemedi. Takımın kondisyoneri Robert Duverne futbolcuların bu kararına karşı çıktı. Burada devreye Evra girdi ve ikili arasında ufak çaplı bir kavga yaşandı.

Bu gelişmelerin ardından Milli takım menajeri Jean-Louis Valentin utandığını söyleyerek istifasını verdi.

link: http://www.dailymotion.com/video/xdr6kc_exclu-altercation-entra-evra-et-duv_sport

Rezillik

Dünya Kupası grupları ilk belli olduğunda İngiliz basınının attığı başlıkları hatırlıyoruz. Rakiplerin baş harflerini kullanarak “Easy”(Kolay) demişlerdi. Hatta Beatles‘dan sonraki en güzel grup diyerek işi iyice makaraya vurmuşlardı. Ancak işler kimsenin beklediği gibi gitmedi. Önce Amerika’ya ardından da Cezayir’e karşı beraberlik alındı. Son maç öncesi oynanan futbol da hiç ümit vermedi.

Cezayir maçı sonrası ise bir taraftar soyunma odasının önüne kadar gelerek Beckham’a isyan etmişti. Pavlos isimli Yunan asıllı bu İngiliz taraftar Sunday Mirror‘a konuşmuş.

Tuvalet aramak için stadın içinde dolaşırken bir anda kendini İngiltere soyunma odasının önünde bulduğunu söyleyen Manchester United’lı Pavlos, elleri cebinde sağa sola bakınan Beckham’a “Buraya gelmek için bu kadar para harcadık. Bu yaptığınız rezillik. Bu saatten sonra ne yapacaksınız?” demiş. Beckham ise şaşkın gözlerle sesini çıkarmadan bakakalmış.

Tabii bu lafların hemen ardından güvenlik görevlileri tarafından dışarı çıkarılmış Pavlos.

Anelka kadro dışı

Meksika maçının devre arasında Domenech’in taktiğini eleştiren ve hocasına ana avrat düz giden Anelka bugün Milli takım kadrosundan çıkarıldı ve evine yollandı.

Anelka Fransız halkının televizyon başında yaptığını Domenech’in kendisine yaparak duygulara tercüman olmuş. Profesyonel bir adamın tabii ki bunu yapmaması gerekiyor ama Anelka’yı biliyoruz. Daha önceki dönemlerinde de sorunlu günleri oldu. Uzun dönem Milli takıma alınmadı.

Anelka Güney Afrika’ya erken veda etti. Zaten Fransa da bir kaç güne dönecek. Domenech’in ise son maçı Güney Afrika’ya karşı. Sonra Blanc geliyor. Anelka bu Milli takıma yeniden döner ama Domenech bu rezil performansından sonra bir daha zor iş bulur.

Olan Beckham’a oldu

Dün akşamki Cezayir beraberliğinin ardından İngiliz bir taraftar güvenlikleri atlatıp İngiltere soyunma odasına kadar gelerek kapının önünde Beckham’a saldırmaya kalkışmış. Olay fazla büyümeden engellenmiş ancak İngiltere Futbol Federasyonu hemen FIFA’ya şikayette bulunmuş ve güvenlik önlemlerinin gözden geçirilmesini istemiş.

Taraftarın özellikle Beckham’a saldırdığını zannetmiyorum. O sinirle kim denk gelse dalaşacaktı muhtemelen. Piyango da sakat olmasına rağmen sırf sponsor baskısından takımla beraber Güney Afrika’ya giden Beckham’a çıktı.

Torres + Villa + Messi

Katalan basınından bir transfer dedikodusu. Hatta dedikodu da demeyelim gerçekleşmesi çok güç bir rüya. Yeni başkan Rosell’in Fabregas’a olan ilgisinin yanı sıra Torres’i de istediğini ileri sürüyorlar.

Transferin gerçekleşmesi için öne sürdükleri gerekçeler; Torres’in İspanya’yı özlemesi, Liverpool’un yaşadığı finansal problemler, Henry’nin kesin olarak ayrılacak olması ve beklentilerin altında kalan Ibra’ya gelen transfer teklifleri. Hatta 2003 yılında Rosell Laporta’nın yardımcısıyken Torres’i Atletico’dan almak istemiş ama o dönem transfer gerçekleşmemiş. Şimdi ise 50 milyon euroyu gözden çıkarmış.

Bu 3’lünün aynı takımda oynaması ayıp olur. Geçen sezonu 45 golle tamamlayan Messi, 28 golle tamamlayan Villa ve 22 golle tamamlayan Torres…