Bir gün gecikmeyle 2 good 2 bad. Bu haftaki çok iyimiş.
link: http://www.dailymotion.com/video/xcfatq_2-good-2-bad_sport
Bir gün gecikmeyle 2 good 2 bad. Bu haftaki çok iyimiş.
link: http://www.dailymotion.com/video/xcfatq_2-good-2-bad_sport
Deloitte‘in son yaptığı araştırmaya göre şu anda senelik geliri en fazla olan kulüp Real Madrid. Real Madrid 400 milyon euroyu geçerek yeni bir rekora imza attı. Bir önceki listede Barcelona’nın üzerinde bulunan Manchester United ise 3. sıraya gerilemiş durumda. Geçen sezon Premier League’den düşen Newcastle’ın 20. sıradan da olsa listeye girmiş olması ilginç. Bir önceki listede 111.3 miyon euro ile 19. sırada yer alan Fenerbahçe ise bu sene ilk 20’de yok.
1 Real Madrid 401.4 € 2 Barcelona 365.9 € 3 Manchester United 327.0 € 4 Bayern Munich 289.5 € 5 Arsenal 263.0 € 6 Chelsea 242.3 € 7 Liverpool 217.0 € 8 Juventus 203.2 € 9 Internazionale 196.5 € 10 Milan 196.5 € 11 Hamburg 146.7 € 12 Roma 146.4 € 13 Lyon 139.6 € 14 Marseille 133.2 € 15 Tottenham Hotspur 132.7 € 16 Schalke 124.5 € 17 Werder Bremen 114.7 € 18 Borussia Dortmund 103.5 € 19 Manchester City 102.2 € 20 Newcastle United 101.0 €
“Beni affedin. Herkesten özür dilerim ama Materazzi’den asla… Ondan özür dilemek şerefimi lekelemek olur, özür dileyeceğime ölürüm daha iyi…”
Zidane’nın El Pais‘e verdiği röportajdan
2 Mart Salı
14.00 Türkiye U21 – Slovakya U21 (NTVSPOR) 22.05 Brezilya – İrlanda Cumhuriyeti (NTVSPOR)
3 Mart Çarşamba
00.10 Velez Sarsfield – Boca Juniors (NTVSPOR) 20.00 Türkiye – Honduras (NTVSPOR) 21.45 Almanya – Arjantin (KANAL A) 21.45 Hollanda – ABD (FUTBOL SMART) 22.00 İngiltere – Mısır (NTVSPOR) 22.00 Fransa – İspanya (TV8)

Bursaspor maçında kolu çıkan Özer Hurmacı tedavi için bugün Almanya’ya gitmişti. Haberler ne yazık ki pek iyi değil. Ameliyat olması gerekiyor ve minimum 6 hafta oynayamayacak. Bu arada ayağındaki platinler de alınacakmış. Tam belini doğrulttu derken yine sakatlık.
Geçmiş olsun. Hem kendisine, hem Fenerbahçe’ye, hem taraftara. Bilmem anlatabildim mi?
Geçen haftaki Sampdoria maçında yaptığı kelepçe hareketi yüzünden 3 maç ceza alan Mourinho, dünkü Udinese maçında tribündeydi. Inter deplasmandan 3-2’lik galibiyetle çıktı ve zirvede rahat bir nefes aldı. Takipçilerden Milan içerde Atalanta’yı 3-1 ile geçti. 2 gol atan Pato sakatlanıp oyunu terk etti. Sakatlığının ciddi olabileceği söyleniyor halbuki daha yeni dönmüştü yazık.
Inter ve Milan’ı sessiz ve derinden takip eden Roma ise Napoli deplasmanından tam 3 puanı aldım derken 90’da vuruldu. Maçın skoru 2-2. Juve’den hiç bahsetmiyorum bile. Lider Inter’le puan farkı olmuş 17. Dün de Torino’da Palermo’dan 2 tane yediler. Ferrara mıçtı Zacc sıvazlıyo’…
En üstteki hafta sonu Bundesliga II’de oynanan Koblenz – Ausburg maçında Koblenz kalecisi Dieter Paucken’nın Ausburg forveti Michael Thurk’a salladığı tekme. Geçen haftaki Stuttgart – Barcelona maçında Lehmann’nın da Puyol’a entresan bir girişi vardı. Bir de eskilerden asabi Oliver Kahn’nın Chapuisat’a salladığı tekme var. Sıkıntısı nedir bu Alman kalecilerin?
İsim olak Jo değil forvet olarak ilerde top tutabilen, yeri gelince sırtı dönük yeri gelince önüne atılan topla oynayabilen Jo’nun bugün sahada olması hem tempolu futbolu hem de bol gollü galibiyeti getirdi. Maçın başlama düdüğünden hemen önce gelen Fener’in 3 puan kaybettiği haberi de futbolcuları belli ki ekstra motive etmiş.
Maçın hemen 45. saniyesinde Kasımpaşa’nın attığı ancak ofsayt nedeniyle sayılmayan golle başlayalım. Eğer o golle maça 1-0 yenik başlasaydık bile ben bugünkü skorun bundan farklı olacağını zannetmiyorum. Zaten başlama düdüğüyle beraber sanki gerideymiş gibi ilerde basan, gol arayan ve tempo yapan bir Galatasaray vardı sahada. Ayar olduğum ancak bu sezon kendini oldukça geliştiren Sabri’nin sağdan bindirmeleri, Arda’nın stoperlerin kucağından kurtulması, Gio’nun kumaş kalitesini sahaya yansıtması, Keita’nın sadece futbol oynamak istemesi ve en başta da belirttiğim gibi gerçek forvet Jo’nun ilerde top tutması, çapraz koşular yapıp savunmanın dengesini bozması bugünkü 4 gollü galibiyeti getirdi. Çok daha fazlası da olabilirdi ama son paslarda yapılan tercih hataları buna izin vermedi.
Defansif anlamda yapılan hatalar özellikle orta sahada bırakılan büyük boşluklar gözden kaçmamalı. Ama bu kadar ilerde basarsan bunu da göze alacaksın. Bu defansif hatalar vardır tamam doğrudur ama oynanan hücum futbolu ve kolay bulunan gol poziyonları çok daha önemlidir ve şu dakikadan itibaren tek hedefimiz olan lig şampiyonluğu için yeterlidir. Çok açık söyleyeyim Kasımpaşa’nın attığı beraberlik golünden sonra bile 1 dakika tereddüt etmedim bugünkü 3 puandan. Çünkü bu futbolla, bu yetenekli ayaklarla bir şekilde gol bulacağımız çok açıktı.
Bu takıma Ayhan’nın yerine Elano’nun gireceğini, Kewell ve Baros’un 3 hafta içinde geri döneceğini de bugünkü inançlı ve tempolu futbolla üst üste koyunca daha da umutlanıyorum. Hep dedik sabır sabır, hadi biraz daha sabır…
Hiç bıdı bıdı yapmadan açık ve seçik olarak söyleyeyim: Guiza’nın son adam pozisyonunda sarı kartı seçen hakem Alex’in pozisyonunda kırmızı kart çıkartıyorsa bu en kibar tabirle ayıptır.
Guiza’ya “You don’t have the ball” diye açıklama yapıyorsan, ben de sana Alex’e kırmızı çektiğin pozisyonu açıklayayım. İki futbolcu da topa bakarak tabanla topa giriyor, sen dönüp sanki bacağını kırmış gibi kırmızıyı çekiyorsun. Hem de çektiğin adam bu ligin en kibar futbolcularından biri. Pes!
Tabii bütün bunları Cristian’ı sert ötesi hareketinden dolayı atamadığın, sonra da kendi kafana göre adalet ayarına kalkıştığın için yapıyorsun. Bunun adı hakemlik değil.
“Ama abi Fener de…” diye yorumlara girişmeden önce de belirtmek isterim ki, Fener’in kötü oynamış olması, maçı kazanmak için birşey yapmamış olmasının da bu konuyla hiç alakası yoktur.
Gelgelelim, uzuuun süredir seyrettiğim en bayık futbola. Ama Deniz Barış’ı sağ açığa koyup maça başlıyorsan zaten havluyu atmışsın. 150. kez deja vu pozisyonda Selçuk’un kaybettiği toptan gol yiyorsun. Kıpırdayacak halin yoktu maç boyunca, artık kafanı da kolay kolay kaldıramazsın. Şubat ayı da, Fener’in şampiyonluk umutları da bitti. Bu saatten sonra Hasret Kupası’nı alırlarsa başarıdır.
Maçta hakkını vereceğimiz iki şey var: Birincisi Ali Güzeldal’ın Xavi pasının hakkını verelim. İkincisi Alex’in akrobatik plase volesinin.
Şimdi yönetim hedef şaşırtmak için hakem taarruzuna geçecektir ama dönüp bir kendi arka bahçelerine baksınlar.
Yine Xavi ve yine inanılmaz bir pas. Pozisyonla ilgili en güzelini de Arap spiker söylüyo’…
link: http://www.dailymotion.com/video/xceesk_barcelona-malaga-xavi-pass-messi-go_sport