Mallorca isyanlarda

Mallorca’nın yaşadığı mali kriz nedeniyle UEFA’nın finansal kriterlerini yerine getiremediğinden ve Avrupa Kupalarından men edildiğinden geçen gün bahsetmiştik.

Mallorca konuya itiraz etti ama tepkileri bununla sınırlı kalmamış. Dün Feyenoord ile oynadıkları hazırlık maçı öncesi futbolcular kendi yaptıkları üstünde “UEFA Fair Play Lütfen!” yazan t-shirtleri giymişler.

Futbolcular açısından bakınca hakkaten can sıkıcı. Bütün sezon mücadele ediyorsun, ligi 5. bitiriyorsun Avrupa vizesi alıyorsun ama gidemiyorsun. Hatta yerine geride bıraktığın Villarreal kupaya davet ediliyor.

Bu arada aynı maçta daha önce Rangers, Arsenal ve Barcelona formaları da giyen Feyenoord’un Hollanda’lı sol beki Giovanni van Bronckhorst futbola veda etmiş. 456 maç 54 gol ve 106 kez Milli takım…

Raul’un yerine adaylar

Marca yarın bir basın toplantısıyla Real Madrid kariyerini bitirecek olan Raul’un yerine adayları belirlemiş. Mario Gomez, Hugo Almeida ve Amauri.

3 aday da hedef santrafor tipinde. Kafa toplarında etkili ve güçlü ancak 3’ü de geçen sezonu pek de iyi geçirmedi. Aslında bu isimleri kapakta görünce şaşırmadım da değil. Real Madrid için yeterince yıldız ve pahalı isimler değiller. Mourinho Real’deki manteliteyi değiştirecek heralde.

Bu isimler dışında geçen hafta İspanyol basınında ilginç bir dedikodu daha vardı. Kaka-Ibrahimovic takası. Olacak iş değil ama gerçekleşse iki takıma da “cuk” oturacak isimler. Ibra Real’in ihtiyacı olduğu hedef santrafor. Kaka da Messi ile oynaması gereken yegane futbolcu…

Kolarov da Citizen oldu

Para konusunda pek de sıkıntısı olmayan Manchester City’nin son transferi Lazio’dan Sırp sol bek Kolarov oldu. 19 milyon euro ödenen Kolarov önümüzdeki hafta takıma katılacak.

23 yaşındaki Kolarov için ülkesinin Roberto Carlos’u deniliyor. Özellikle hızıyla ön plana çıkıyor. City’de bir diğer sol bek Wayne Bridge ile sıkı bir forma savaşında olacak ve 11’in ilk tercihi olması çok muhtemel.

Mancini’nin yaptığı bir açıklama var. “Her pozisyon için iki tane üst düzey futbolcu” istiyorum. Takımın arap sahipleri de sağolsunlar hocayı hiç kırmıyorlar. Boateng, Toure ve David Silva’dan sonra şimdi de Kolarov. Devamı da gelecek. Rahatsız Balotelli için Inter ile görüşme halindeler. Balotelli yetenekli ama problemli oyuncular listesinde ilk sıralarda. Riskli bir transfer olur ama bu kadar para varken o riske de girilir.

Dunga’nın yerine Mano Menezes

Dünya Kupasının ardından Milli takımı bırakan Dunga’nın yerine Brezilya’nın yeni hocası son olarak Corinthians’ı çalıştıran Mano Menezes oldu.

Menezes ülkesinde zor durumda olan takımları eski günlerine taşımasıyla tanınıyor. İlk olarak Gremio’yu alt ligden kurtaran ve sadece 2 sezon içinde takımı Copa Libertadores finaline taşıyan Menezes finalde Boca’ya elenmişti. Daha sonra yine alt ligde bulunan Corinthians’ı eski günlerine kavuşturmuş ve takımı alt ligden çıkarmayı başarmıştı.

Brezilya’nın durumu da şimdi zor. Dünya Kupasına beklenmedik şekilde erken veda ettiler. Sıfırdan başlamak istiyorlar. Dunga yıllarca şova yönelik futbol oynayan Brezilya’yı sistem takımına çevirmişti ama kimse buna alışamadı. Belki doğruydu ama Brazilya deyince insan şık hareketler görmek istiyor.

Bakalım Menezes nasıl bir takım yaratacak. Dunga’nın kapıları kapadığı hangi yıldızları Milli takıma geri alacak…

Sembolik ceza

Dünya Kupasında bırakın performans olarak hayal kırıklığı yaşamayı ülkeyi komple karıştıran Fransa Milli takımında Domenech’in yerine göreve Laurent Blanc, 11 Ağustos’ta Norveç ile oynanacak olan hazırlık maçında kadroya yepyeni isimler çağıracak.

Bunun sebebi keyiften değil federasyonla alınan ortak bir karardan ötürü. Dünya Kupasında yer alan 23 futbolcu çıkardıkları problemler ve kötü performansları sebebiyle bir maç sembolik ceza aldılar. Haklı, haksız ayrımı yapmadan takım olarak değerlendirildiler.

Domenech’e küfreden Anelka ve yardımcı antrenöre saldıran Evra konusunda henüz alınmış kesin bir karar yok. Bu iki ismin bir daha Milli takım forması giymeyeceği dedikoduları var ama ben Blanc’ın gelişiyle yeni bir sayfa açılacağını ve olanların unutulacağını tahmin ediyorum.

Sen misin yabancı hakem isteyen?

Ülkemizde bu hep konuşulur. Yabancı hakem istiyoruz. Özellikle derbilerden önce…

Dün gördük Galatasaray-Fenerbahce maçını yabancı bir hakem Thorsten Kinhofer yönetti. İki meşale yandı soyunma odasına gitti. Aslında adam haklı. Böyle şeylere alışık değiller ki bu bizim için hiç bir şey değil.

Maç Kadıköy’de ya da Sami Yen’de olsa sahaya atılmayan kalmıyor ama maç her türlü devam. Kornerde kafada yumurta dahil patlamayan kalmıyor. Taraftarı provoke etme kullan korneri… Sular atılır, sis bombası kaleciyi arkadan vurur, teknik adamın kafa yarılır… Bekleme yapma devam et!

Yani yabancı bir hakem gelip bu iki staddan birinde derbi maçı yönetmeye kalksa o maç yüzde bir milyon bitmez. Olması gerektiği gibi…

Gerçi bu Thorsten Kinhofer de bir enteresandı. Erken çıkarttığı kartlar ve anlamsız faul düdükleriyle ortamı gerdi. Selçuk’un hakeme çelmesini bunların dışında tutuyorum. Futbolcular da zaten aranıyorlar. Saldıracak yer arıyorlar. Dostluk derbisiymiş. Kimi yiyoruz ki? Alex’in de dediği gibi; “bu iki takım arasında dostluk mu var?”

Maçı hiç uzatma eklemeden bitiren Thorsten Kinhofer’in maç sonrası Barış Özbek’e söylediği laf da çok iyi;

“Deli miyim ben bu maçı daha fazla oynatayım?”