Capello şaşkın

Carrick 1 ay sahalardan uzak kalacak denildi. Capello Macaristan ile yapılacak olan hazırlık maçı için Carrick’i İngiltere Milli takım kadrosuna çağırmadı. Ancak Carrick dün Community Shield için Manchester formasıyla 79 dakika sahadaydı. Capello ise tribünde ve şaşkındı…

Ara beni aklını alacağım senin…

Ve Deco memlekete döner

Deco Portekiz Milli takımında oynasa da Brezilya asıllı olduğunu söylememe gerek yok heralde. O da Avrupa kariyerini tamamladıktan sonra ülkesine dönme kararı alanlardan. Porto, Barcelona ve Chelsea derken akıllarda kalarak 33 yaşında Fluminense’ye gidiyor. Kontratı 2 senelik. 35’de noktayı koyarım diyor.

Fluminense de Chelsea’nin serbest bıraktığı veteranları pek sevdi. Geçen ay da Belletti’yi kadroya katmışlardı. Deco’nun adı bizim basında da az geçmedi değil zamanında. Belki bu sene değil ama bundan önceki yaz transfer dönemlerinde 3 büyüklerin hepsine yakıştırıldı. Belki bu sezon biraz daha inandırıcı olabilirdi gelişi. Kontratı bitmiş, Chelsea serbest bırakmış ama basın yeterince asparagas olmaz diye yer vermemeyi tercih etti.

Del Bosque’nin aday kadrosu

İspanya’nın 11 Ağustos’ta Meksika ile yapacağı hazırlık maçı için Del Bosque’nin aday kadrosu belli oldu. Aynı tarihlerde hazırlık maçı yapacak olan bütün milli takımlar takımlar alternatif isimlere şans verirken Del Bosque’nin Dünya Kupasında oynayan isimlerden oluşan güçlü bir kadro çağırması ilginç.

Özellikle kadroya 7 kilit oyuncusu çağrılan Barcelona duruma tepkili. Asya turunun ardın düşünülmesi gereken iki Sevilla Süper Kupa maçı var. İlk maç 14 Ağustos’ta. Yani Milli maçtan sadece 3 gün sonra. Meksika’ya git Azteca stadında maç yap ardından dön Sevilla deplasmanına çık… Bu arada kadroya çağrılan isimler arasında İspanya’ya kupayı getiren golü atan Iniesta yok.

Iker Casillas (Real Madrid), Victor Valdes (Barcelona), Alvaro Arbeloa (Real Madrid), Sergio Ramos (Real Madrid), Carles Puyol (Barcelona), Gerard Piqué (Barcelona), Marchena (Villarreal), Joan Capdevila (Villarreal), Nacho Monreal (Osasuna), Jesus Navas (Sevilla), Santi Cazorla (Villarreal), Xabi Alonso (Real Madrid), Sergio Busquets (Barcelona), Xavi (Barcelona), Cesc Fabregas (Arsenal), Bruno Soriano (Villarreal), Pedro Rodriguez (Barcelona), Juan Mata (Valencia), David Silva (Manchester City), David Villa (Barcelona), Fernando Llorente (Athletic Bilbao)

Biraz Galatasaray…

Belgrad maçından bahsetmeyeceğim bile… Bırakın rakibimiz olmayı Turkcell Super Lig’de oynayabilecek olgunlukta bir takım bile değildi karşımızdaki. Sami Yen’deki şok skora rağmen deplasmanda atılan 5 golle turu geçtik ama skor yazarlığı yapacak değiliz. Bu takımın durumu hiç iyi değil…

Geçen seneden beri en büyük problemimiz orta sahada pas yapamıyoruz. Eldeki malzeme sınırlı olunca da bunun çözümü transfer. Sağda solda bir Ledesma’dır, Rosicky’dir, Altidore’dur gidiyor. Biz de bildiklerimizi dökelim.

Ledesma konusu aylardır gündemde. Vidal, Makoun ve Ledesma 3’lüsünden biriyle anlaşma zemini aranıyordu. Vidal’i Leverkusen bırakmıyor. Makoun’un bonservisi biraz tuzlu. Bu durumda önümüzdeki sezon sözleşmesi biten ve bu sayede bonservisi diğerlerine oranla daha düşük olan Ledesma Galatasaray’a çok yakın.

Bir de Elano’nun gitme durumu var. Juventus’un teklifi basına da sızdı zaten. Görüşmeler sürüyor. Ancak Elano’ya Rusya’dan da bir teklif var ve anlaşılması durumda ilginç bir takas durumu da ortaya çıkabilir. Rosicky ile görüşmeler olduğu doğru ancak Elano’ya bağlı bir durum bu. Yani Elano giderse ki daha henüz anlaşma filan yok ortada. Galatasaray’ın Rosick’ye olan ilgisi yeni değil. Zamanında Lincoln’ün ardından da Rosicky için bir çalışma yapılmış ancak olmamıştı.

Forvet eksikliği için adı geçen Altidore konusunda ise pek bir bilgim yok. Ancak Altidorre ne kadar olası bir transferse Baptista da o kadar olası. Şaşırmayın derim. Gerçi ben genç, aç ve Baros’un arkasında beklemeyi sorun etmeyecek bir Altidore’u Baptista’ya tercih ederim.

Lig haftaya başlıyor ve transfer konusu lig başlayana kadar bitecek. Bitmeli. Geç bile kalındı…

Ramires&Rafinha&Bruno Alves

Avrupa transfer piyasasında çok sükseli olmasa da güzel transferler oluyor. Son 1 haftada ilgimi çeken 3 isim var. Benfica’dan Chelsea’ye giden Ramires, Schalke’den Genoa’ya giden Rafinha ve Porto’dan Zenit’e giden Bruno Alves.

Ramires ile başlayalım. Geçen sene Konfederasyon Kupasında Brezilya formasıyla gördüğümüzde kim bu adam derken Benfica’nın kaptığını öğrenmiştik. Tam bir işçi. Uzun zamandır da Avrupa’nın büyüklerinin takibindeydi. Chelsea somut girişimde bulundu Ramires de gitmek istediğini açıkladı ve transfer gerçekleşti. Chelsea’nin Benfica’ya ödeyeceği bonservis 21 milyon euro. Portekiz’den Avrupa’ya kapağı atan bir başka isim.

Zenit’in kadrosuna kattığı Bruno Alves’in bonservisi ise tam 22 milyon euro. Porto yine buldu pişirdi sattı. Yerine yenisini de bulurlar problem yok. Bruno Alves’in Zenit seçimi tamamen duygusal(!) olsa da Spalletti faktörü de vardır. Zenit dün tur atlayarak Şampiyonlar Ligi için son elemeye kaldı. Para da var transferin devamı da gelir. Gruptan çıkar piyasalarını yaparlar.

Rafinha’nın Schalke’den Genoa’ya transferini değerlendirmektense komple Genoa’ya bir bakmak lazım aslında. Toni’yi bonservis bedelsiz aldılar. Forvet hattı müthiş. Toni, Palacio, Acquafresca ve genç Aleksic. Orta sahaya Hoffenheim’dan kiralık Arjantinli genç yetenek Zuculini geldi. Defansta Criscito, Bocchetti ve Dainelli gibi kaliteli isimler var. Bu sezon Serie A’nın ilk 4’ünü zorlayacak bir ekip oldular. Rafinha’da senelerdir gitti gidecek sonunda gitti. Bonservis bedeli 8 milyon euro. Artık Genoa’da sağdan bindirecek.

Robben kavgası

Robben’in yine sakat olması Bayern Münich’in canına tak etti. Kulüp doktoru Wolfahrt Hollanda Milli takım doktoru Dick van Toorn’u suçluyor.

Robben’in kasığındaki 5 cm.’lik yırtığa rağmen oynatmışlar şimdi sıkıntısı daha da büyük diyor. Dick van Toorn ise Robben’i başta tedavi etmek istemediğini ama Robben’in Dünya Kupasında oynamak için çok ısrarcı olduğunu, bunun üzerine tedavi ettiğini ve tedavinin olumlu sonuç verdiğini söylüyor.

O böyle diyor bu böyle diyor hepsi hikaye. Tek gerçek Robben yine sakat ve 2 ay sahalardan uzak. Bayern başkanı Karl-Heinz Rummenigge de Hollanda Futbol Federasyonun kapısında. Tazminat istiyor. Alır mı? Bence zor…

Jose ile ilk kez

Real Madrid dün Mourinho yönetiminde sahaya çıktığı ilk maçta CF America’yı 3-2 ile geçti. Maçı izleme fırsatı bulamadık ancak yeni transferler Canales, Di Maria ve Pedro Leon İspanyol basınından oldukça olumlu not almışlar.

Real’in golleri Canales, Higuain ve Ronaldo’dan. 2-2 giden maçı 82’de Ronaldo’nun frikikten attığı gol çözmüş. İlk 11’de başlayan Benzema’nın geçen sezondan pek farkı yokmuş ve yerine giren Higuain yine golünü atmış.

Real’in yeni transferlerinden Di Maria’ya ayrı bir parantez açmak istiyorum. Bana göre bu sezonun David Villa ile beraber en iyi transferi. Çok önemli işler yapacak ve tek başına kurtacağı maçların sayısı hiç de az olmayacak. Maça sol kanatta başlasa bile zaman zaman Ronaldo ile yer değiştirip ters ayakla sağ kanada da sıkıntı verecek. Çok önemli adam aldı Jose çok…

Bu arada bir alttaki yazıda bahsettiğimiz Kaka’nın sakatlık durumu pek iç açıcı değil. Yarın ameliyat masasına yatıyor. Yaklaşık 2 ay sahalardan uzak kalacak…

Edit: Kaka’ya 2 ay dedik ama bugün resmi açıklama geldi ve 3-4 ay sahalardan uzak kalacağı bildirildi. Jose’nin konuya yorumu; “problem yok hallederiz.”

link: http://www.dailymotion.com/video/xeax5h_america-vs-real-madrid-cristiano-ro_sport