Ujfalusi’nin cezası

Messi’nin bileğini eline veren Ujfalusi’nin cezası bugün belli olacak. İspanyol basını cezanın ne kadar olması gerektiği konusunda tahminlerde bulunuyor. Ya normal bir direk kırmızı kart gibi 1 ile 3 maç arası bir ceza alacağını ya da 4 ile 12 maça kadar ceza alabileceğini söyleniyor.

Bana kalırsa Ujfalusi’nin cezasının Messi sahalara dönene kadar olması en mantıklısı gibi. Yani 2 haftaysa 2 hafta 3 haftaysa 3 hafta. Son dakikada o faulün yapılması her ne kadar çok da masum gelmese de hiç bir futbolcunun başka bir futbolcuyu bilerek sakatlayacağına inanmıyorum. İnanmak istemiyorum. Messi’yi çok seviyoruz futbolun tanrısı diyoruz ama karşı tarafı da bitirmenin anlamı yok.

Zaten Ujfalusi de yaşananlardan pişman. Gerekli özrü hem maç biter bitmez hem de ertesi gün Agüero vasıtasıyla mesaj atarak dilemiş. İkisi de aynı anda sahalara dönsün adalet yerini bulsun derim.

Ujfalusi de bir daha ki sefere ayağını denk alsın Messi’ye uzanan ayakları bu kadar kolay affetmeyiz:)

Edit: Ceza belli oldu. Ujfalusi 2 maç ceza aldı…

Küçük Schweinsteiger’in anıları

“Bir zamanlar saha kenarında top toplardım. Sahaya o kadar yakın olup Elber, Oliver Kahn, Jens Jeremies, Thomas Linke ve Mehmet Scholl gibi isimleri izlemek fantastikti. Yıllar sonra bu isimlerin bir kaçıyla beraber oynadım. Mümkün olduğunca antremanları kaçırmamaya çalışır okuldan çıkar çıkmaz bisikletimle tesislere gelirdim. Özellikle Hargreaves’i antremanda defalarca izledim. Tek başına duvarla çalışırdı. Bir keresinde ona kramponlarını bana vermesi için yalvarmıştım. O da beni kırmamıştı…”

Bastian Schweinsteiger

Ha gayret Aykut

FB : 196 Bjk: 354

Pas futbolu oynatmak istiyorsun. Rakamlar ortada.

Ofansif futbol oynatmak istiyorsun. Sezon başından beri korner sayıları, gol sayıları, şut sayıları ve hatta galibiyet sayıları ortada.

Alex ile olan tantananız ortada. Gol atmak zorunda olduğun CL maçının devre arasında; kalburüstü Anadolu deplasmanında berabere bir ilk yarının sonunda ve evinde 1-0 önde götürdüğün, defansif orta saha oyuncusunu oyundan çıkarıp risk alan derbi rakibinin karşısında; yani her şekil oyundan çıkardığın Alex…

Aykut Kocaman geçmişinde Anadolu takımlarında pas yapan ama üretemeyen, beraberlik kralı takımlar yarattı. Şu an Fenerbahçe’nin başında. Beraberlikler değil, derbiler kralı. Ama bu kafayla Zeman dönemine dönüyoruz.

Stoch kenarda dururken; Dia artık her fırsatta ellerini dizine koyup dinlenirken Özer, Christian ve Gökhan Ünal seçimleri yapıyorsun.

Bobo oyuna girmişken, karşı takımda Guti oynarken defansına çık çık yapıyorsun. Ama bunu yaparken topa sahip olmayı da düşünmüyorsun.

Sezona kondisyon çalışmadan, toplu antremanlar yaparak başlıyorsun. Haftalar geçiyor, takım hala organizasyon yapamıyor.

Her maçın hikayesini anlattığın basın toplantısında ise gayret ekseninde laflar ediyorsun. Gayret ettik, edeceğiz, ediyoruz, edemedik, cart curt… Gayreti, koşmayı, çabalamayı boşversek de biraz top oynamaya baksak artık?

Fenerbahçe’nin 25-45. dakikalar arasında bulduğu maçı farka götürebilecek fırsatlar bakidir. Ama bu yazdıklarımı ne yazık ki değiştirmiyor.

Maç sonrası söylediğin şu cümleyi hatırlatsam?

“Bazı şeyleri zaman gösterecek. Nereye doğru gittiğimizi, neleri değiştirebileceğimizi veya dönüştüreceğimizi zaman gösterecek’’

Zırt pırt hoca gitmesin istiyoruz; doğru. Ama Zico döneminden buralara gelinmişken…seni değiştirsek? Yol yakınken? Bilica’yı da al yanına, noolur…

Beşiktaş’a gelirsek… Guti’ye şapka. Futbolu bu kadar güzel bilip, bu kadar rahat oynamak her babayiğidin harcı değil. Beşiktaş’ta Bobo dururken nasıl Nobre başlıyor, onu da anlamak mümkün değil. Nihat’ı ise bilen anlayan bana anlatsın.