Robben’in oynayasi gelmis…

r171049_642475

Dun aksam evde arkadaslarla Real Madrid – Villarreal macini izliyoruz. Muthis zevkli ve bol gollu bir mac olmasini bekliyorduk ancak gayet temposuz ve agir bir futbol vardi sahada. Ama sahada goze guzel gelen herseyi yapan tek bir futbolcu vardi o da Hollandali yildiz Arjen Robben’di. Sagdan, soldan muthis deparlar, calimlar, topuk paslari bize keyif verdi. Tam adami cekistirmeye basladik, cok iyi futbolcu, Chelsea’ye ilk gittiginde de acayip oynuyordu ama iyi de para aliyordu filan derken oyle bir gol atti ki agzimiz acik kaldi… Jenerik olur heralde??

Maradona by Kusturica

maradonabykusturica

Az önce bu harika filmi seyrettim ve koşa koşa size anlatmaya geldim.

Maradona’yı bildiğimiz futbol tanrısı dışında bir aile babası, kokain bağımlılığı ile cebelleşmiş bir tanrı ve anti-kapitalist politik görüşlerini söylemekten çekinmeyen bir lider olarak görmek için kaçırılmaz bir fırsat.

Emir Kusturica ve Diego Armando Maradona gibi iki egosu yüksek karakterin arkadaşlıkları ve hayata bakış açılarının kesiştiği noktaları da harika biçimde gözler önüne seriyor. Hatta daha da ileri giderek, Amerika ve İngiltere’nin başı çektiği kapitalist düzen tarafından ezilmiş iki ülkenin, Nietzsche’nin Dionysos’unun modern örnekleri diyebileceğimiz iki çocuğunun yollarının kesişmesinin hikayesi diyebiliriz. Gerçi Maradona’nın yanında Kusturica biraz zayıf kalıyor ama… Özellikle Kusturica’nın dış ses kullanarak anlattıkları gereğinden fazlaca edebi kaçmış.

Filmdeki bazı sahneler müthiş etkileyici.. Maradona’nın içtenliğini, deliliğini, müthiş yeteneğini, yıldızlığını ve aslında senin benim gibi insanlığını o kadar güzel anlatıyor ki. Mesela aşağıya eklediğim video. Arjantinli sanatçı El Potro Rodrigo’nun Maradona için yazdığı La Mano De Dios adlı şarkıyı, bir barda Maradona’nın kalkıp söylediği sahne. Oturduğum yerden ayağa fırlayıp Maradona, Maradona ve Oleee, ole, ole, ole, Diegooo, Diegooo diye zıplayarak eşlik etmekten kendimi alıkoyamadım.

Eğer gerçekten futbola bizim kadar aşıksanız bu filmi kesinlikle izlemelisiniz. Rahatça bulabilmeniz için bir kopya da vereyim: Maradona.By.Kusturica.2008.DVDRip.XviD-VoMiT

[flv width=”500″ height=”308″]http://img.footballove.com/video/Maradona%20singing%20La%20Mano%20De%20Dios.flv[/flv]

Iniesta geri dönüyor

iniesta

İspanyol futbolunun yükselen yıldızı Andres Iniesta bu akşam Mallorca karşısında kadroda. Büyük ihtimalle ilk 11’de sahaya çıkmayacaktır ancak ikinci yarıda  özlenen akışkan çalımlarını gösterecektir diye ümit ediyorum.

Gelelim maça. Mallorca 17 puan ile ligin dibine demir atmış durumda ancak son maçlarında biraz ballarına da olsa Sevilla ile 0-0 berabere kalmışlardı. İşlerin düzelmeye başladığını göstermek için Nou Camp onlar için iyi bir fırsat ancak karşılarında Avrupa’nın en formda ve ölümcül takımı var.

Ölümcül demişken… Noel tatilinde ekstra izin yapan ve ancak dün ülkelerinden dönen Messi ve Alves’in sahaya çıkmaları beklenmiyor. Ama Henry, Eto’o ve Hleb’den oluşacak üçlü Mallarco’ya yeter de artar bile. Hem Hleb’in artık bir gol atması için şahane fırsat.

21.00 (NTV)

Sir yine buldu birseyler

alex_ferguson

Manchester United Partizan’da oynayan 2 genc yetenekle anlasmaya vardi. Bunlardan bir tanesi 21 yasindaki Zoran Tosic, ortasaha’nin saginda ve solunda gorev yapabiliyor ve guclu sol ayagi ile dikkat cekiyor. Bir diger transfer 17 yasindaki Adem Ljajic ise, forvete donuk ortasaha mevkiinde gorev yapiyor. Manchester United bu transferlere ne kadar harcadigini aciklamazken, Ingiliz basininda yer alan haberlerde 17 milyon euro odendigi iddia ediliyor. Eger Sir Alex Ferguson bu 2 gence bu kadar cok para verdiyse elbet vardir birseyler. Izleyelim ve gorelim..

Haftasonu TV’de futbol

watching_tv

02 Ocak 2009 Cuma 22:00 Tottenham- Wigan (NTV Spor) 22:30 Academice – Leixoes (Spormax) 03 Ocak 2009 Cumartesi 17:00 Hull-Newcastle Utd. (NTV Spor) 17:00 Celtic – Dundee (Futbol Smart) 19:25 Preston-Liverpool (NTV Spor) 20:15 Rio Ave-Guimares (Spormax) 21:00 Barcelona-Mallorca (NTV) 23:00 Valencia-At. Madrid (NTV Spor) 04 Ocak 2009 Pazar 14:30 Inverness-Rangers (Futbol Smart) 18:00 Southampton-Man. Utd. (NTV Spor) 18:00 Real Madrid-Villareal (NTV) 20:30 Nacional-Porto (Spormax) 22:30 Trofonse-Benfica (Spormax)

Kısa kısa transfer haberleri

moneymoneymoney

Real Madrid, Liverpoollu Jermaine Pennant ve Wiganlı Antonio Valencia’nın peşinde.

Jose Mourinho Owen’i Adriano ile takas etmek istiyor.

Drogba Chelsea’den Chelsea Drogba’dan ayrılmanın yolunu yapıyor.

Tevez, Real Madrid ve Inter listesinde.

Milan, William Gallas ve Simon Rolfes’in peşinde.

Tottenham, Defoe’yi Portsmouth’dan geri istiyor ve Giovani Dos Santos’u Chivas’a postalayabilir.

Arsenal sakatlanan Fabregas’ın yerine orta sahaya adam arıyor. Konuşulan isimler Mikel Arteta ve Andrei Arshavin. Juventus da Arshavin transferinde taraf.

Tanıdık bir isim Christoph Daum, Podolski’nin peşinde.

Abu Dhabi City’nin Manchester City’nin hocası Mark Hughes ise 100 milyon poundluk bütçesi ile Roque Santa Cruz, Wayne Bridge, Kolo Toure, Craig Bellamy ve Shay Given gibi isimlere sulanıyor.

Diego Lugano, Roma ve Genoa radarına girmiş.

Beşiktaş ise Geremi’nin peşinde.

Benzema ve Agüero’yu kovalayan bir ben yokum zaten.

Ha bir de son dakika haberi: Real Madrid Doktor Wenger’i istiyormuş.

Real Madrid’den akıl (!) dolu transferler

hangisi

Real Madrid ekonomik kriz falan demeden 40 milyon Euro’yu yukarıdaki iki futbolcuya, Huntelaar ve Lassana Diarra’ya yatırdı ama görünen o ki 20 milyon Euro *ıçlarına kaçıyor.

Neden mi?

UEFA kuralları madde 17.17 ve 17.18’e göre her iki futbolcu da önceki takımlarıyla UEFA kupasında sahaya çıktıkları için Real Madrid Şampiyonlar Ligi’nde oynatmak üzere sadece birini seçmek zorunda. Pek tabii ki UEFA’yı bir yokladılar acaba kural değişir mi diye ama nafile.

Real Madrid Futbol Direktörü Mijatoviç ve ekibini tebrik ediyor, yeni yılda başarılarının devamını diliyorum.

Olan olmuş ama birini seçmek lazım. Siz hangisini seçerdiniz? Benim oyum Huntelaar’dan yana. Gol atmadan maç kazanılmaz.

Bu sene olcak sanki

bg_liverpool4_dpa_400

Liverpool’a karsi her zaman muthis bir sempati duymusumdur. Muhtesem tarihleri, taraftarlari ve o Anfield’daki ” You will never walk alone” tazehuratlari her zaman tuylerimi diken diken etmistir. 1990 senesinden beri Ingiltere Premier liginde sampiyon olamayan ama bu 18 senelik sure icinde defalarca Sampiyonlar ligi sampiyonu olan Kirmizi Seytanlar, bu sene oynadiklari guzel futbolla 18 yillik hasrete son verecek gibi gozukuyorlar. Daha bunu konusmak icin elbet cok erken olabilir ancak bundan onceki donemlerde ligde hic bu kadar istikrarli olmamislardi. Ispanyol hoca Rafa Benitez’in sisteminde kimin oynayip oynamadiginin hic onemi yok, giren cikani aratmiyor. Takim kaptani ve bence Dunya’nin en iyi kaptan Steven Gerrard’in yeri ayri tabii. Su anda Avrupa’nin en iyi futbol oynayan takimi Barcelona olarak gosteriliyor ancak Liverpool’un onlardan assagi kalir bir yani yok bence. Bakalim sezon sonu “You will never walk alone” sesleri Ingiltere’yi inletecek mi?