Barcelona’nın Millileri

Cumartesi günü Sevilla ile Süper Kupa finali oynayacak olan Barcelona’nın Millileri dün sahnedeydi. Özellikle Del Bosque’nin Barcelona’lı futbolcuları Meksika’ya götürmesine Katalanların tepkisi büyüktü. Del Bosque tepkiden midir bilinmez ilk 11’de as oyunculara yer vermedi. Bir kaç ismi sonradan oyuna alsa da Meksika’ya onca yolu gitmek bile başlı başına bir yorgunluk.

İspanya dışında da Milli oyuncular vardı tabii. Alves Brezilya-Amerika maçı için New York’a uçtu. Messi İrlanda’ya gitti. Ibra İsveç Milli takımına geri döndü. Hatta atlamayalım golünü de attı. Bojan ve Jeffren ise İspanya 21 yaş altı maçı için Finlandiya’ya gitti.

Barcelona’lı oyuncuların dün Milli formalarıyla oynadıkları dakikaların dağılımı ise şöyle;

Busquets: 60 dk. Puyol: 45 dk. Valdes: 45 dk. Xavi: 30 dk. Pique: 25 dk. Pedro: 20 dk. Messi: 60 dk. Alves:90 dk. Ibrahimovic: 60 dk. Bojan: 90 dk. Jeffren: 90 dk.

Garip

Fotoğraflar Singapur’da devam eden genç olimpiyatlarından. Türkiye-İran genç bayan Milli takımları karşı karşıya. Gerçi İran’lıların bayan olup olmadıkları tartışılır. Görünen yerleri yok. Bir erkeğe giydir bu kıyafetleri bayan diye oynasın kimse anlamaz.

FIFA zamanında Iran’a bu kafalarına taktıkları şey yüzünden ceza da vermişti. Heralde bu sefer izin aldılar ya da Ahmadinejad‘dan daha çok korkuyorlar.

Yetimhaneden United’a

Alex Ferguson Vitoria de Guimaraes’de oynayan 20 yaşındaki forvet Bebe’yi kadroya kattı. Referans eski yardımcısı Carlos Queiroz‘dan. Bebe için Manchester United’ın ödeyeceği bonservis 7.4 milyon pound. Bebe yarın sağlık kontrolünden geçecek.

Daha önce şahsen adını hiç duymadığım ve izlemediğim Bebe hakkında dikkat çekici bir not. Evsizler dünya kupasında oynamış ve yıllarca yetimhanelerde yaşamış. İngiliz basınında kendisi hakkında verilen özellikler arasında hızlı ve hava toplarında etkili oluşu ön plana çıkarılmış.

Bebe United kadrosundaki 8. forvet oldu. Alex Ferguson’un yeni projesi diyebiliriz. Ödenen 7.4 milyon pound da az buz değil. Sir Bebe’ye ve referansı Queiroz’a inanıyor olsa gerek.

Bu arada Premier League’den bir transfer haberi daha. Liverpool Danimarka’lı ön libero Poulsen‘i 4.5 milyon pounda bitirdi. Muhtemelen Mashcherano yolcu.

Wembley manzaraları

Hayal kırıklığıyla sona eren Dünya Kupasının ardından ilk kez taraftarının önüne çıkan Capello’nun İngiltere’si, Wembley’de Macaristan’ı 2-1 yendi. Skor gibi maçın gidişatı da sıkıntılıydı. Macaristan 62’de Jagielka’nın kendi kalesine attığı golle 0-1 öne geçti ama kaptan Gerrard devreye girerek 4 dakikada maçı döndürdü.

Taraftarın tepkisinin nasıl olacağı en merak edilen konuydu. Özellikle Lampard, Rooney, Cole ve Terry maç başlamadan yuhalandı. Skor olumsuz olsa maçın sonu daha da tatsız olabilirdi. İngiltere’de değişen pek birşey yok sıkıntı devam ediyor. Rooney hala formsuz. Dünya Kupasında oynamayan Walcott bu akşamın iyilerindendi. Kaptan Gerrard attığı gollerle zaten maçın yıldızı. Kieran Gibbs ve Jack Wilshere da ilk kez Milli formayı giyen oyuncular oldular.

Bu arada Capello’nun maçtan önce Beckham’a herşey için teşekkür ettiğini ve Milli takım için artık yaşlı olduğunu açıkladığını belirtelim.

Komutan Magath

Schalke’nin Alman hocası Magath’ın disiplin manyağı sert bir hoca olduğunu zaten biliyorduk. Geçen hafta Schalke’den Genoa’ya transfer olan Brezilya’lı sağ bek Rafinha da bildiklerimizi doğrulamış ve Magath’ın sert tavırlarına ve disiplinine daha fazla katlanamadığını söylemiş. Rafinha’nın en güzel cümlesi ise şu; “Bazen kendimi askerde zannediyordum.”

Magath olmak kolay değil. Nereye gitse başarı var. Disiplinse disiplin. Sertlikse sertlik. Getireceksin bizimkilerden birinin başına görecekler hanyayı konyayı.

Kewell ve Neill’ın yeni hocası Holger Osieck

Dünya Kupası sonrası görevi bırakan Avustralya teknik direktörü Pim Verbeek’in yerine Fenerbahçe ve Kocaelispor’dan tanıdığımız Alman Holger Osieck getirildi.

Ülkemiz dışında Bochum, Urawa Red Diamonds ve Kanada Milli takımını da çalıştıran Osieck, son olarak FIFA teknik komitesinde görev aldı. Osieck’in en büyük başarısı 2000 yılında Kanada Milli takımıyla Gold Cup’u kazanması.

Türkiye’de bir iz bıraktı mı diye düşünüyorum. Fener’in başındayken pek bir cacık olmadı ama Kocaeli’ye Türkiye Kupası kazandırmıştı. Hea bir de bi Adidas montu vardı kış aylarında üzerinden çıkarmadığı bordo renkli…

Ricardo Carvalho Real Madrid’de

Mourinho sağ gösterip sol vurdu. Daha geçen gün basın toplantısında Carvalho’dan vazgeçtik dedi. Bugün gitti eski öğrencisini aldı. Real’in 32’lik Carvalho için Chelsea’ye ödeyeceği rakam 8 milyon euro. Carvalho’nun kontratı ise 2 senelik.

Mourinho ile beraber Porto’dan Chelsea’ye. Şimdi de Mourinho kıyağıyla 32’sinde Chelsea’de Real’e. 34’ü bulunca Real formasıyla futbolu da bırakır. Güzel iş valla.

Martin O’Neill’in yerine adaylar

Premier League’in başlamasına 4 gün kala istifa eden Aston Villa teknik direktörü Martin O’neill’ın yerine geçecek isimler ortaya çıkmaya başladı. Adaylara geçmeden önce O’neill’ın istifasının herkes için sürpriz olduğunu söyleyelim. Yönetimle arasında sıkıntılar varmış ama yinede istifa beklenmiyormuş. İstediği isimler kadroya katılmamış. Transfer yapmamanın yanı sıra bir de takımın yetenekli isimleri Milner ve Young’ın satışı için görüşmelerde bulunulmasına O’Neill ayar olmuş.

Yerine geçecek isimlerin başında ise tabii ki başı boş her takıma yakıştırılan Sven-Goran Eriksson var. Eriksson da Aston Villa’nın başına geçmek isterim diye konuşmuş. İstemese şaşardım! Diğer adaylar ise Alan Curbishley, Gareth Southgate, Jürgen Klinsmann, Martin Jol, Bob Bradley ve Slaven Bilic.

Benim oyum Bilic’e. Hırvatistan’a oynattığı futbol ve saha kenarındaki delilikleri hep ilgimi çekmiştir. Bir de zamanında İngiltere’yi evinde yıkmışlığı vardır ki İngilizler unutamaz.

Aston Villa’da kadro güzel ama derinlik yok. Bu yüzden iyi futbola rağmen ligin sonlarında düşüşe geçiyorlar. Bu sezon da transfer olmazsa aynı sorun devam eder. Bari Bilic gelsin de saha kenarı biraz daha renklensin. Villa’yı izlemek için bir sebep daha olsun.