The Guardian’dan Manchester derbisi için harika bir fotoğraf galerisi. Galerinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Etiket: futbol
Transferde son gün
Dün Ocak ayı tranfer döneminin son günüydü ve oldukça hareketli saatler yaşandı. İlgimi çeken bir kaç son dakika transferini yazıyorum atladığım olursa siz de yorumlarda belirtin lütfen…
Fener’in istemediği Mancini Inter’den Milan’a kiralık gitti. Mancini’yi Milan’a yollayan Inter, Parma’nın orta sahası Mcdonald Mariga‘yı kaptı. Geçtiğimiz hafta el değiştiren West Ham, McCarthy‘nin ardından hücum hattını bonservisi Middlesbrough’da olan ancak sezonun ilk yarısını Zamalek’te kiralık geçiren Mido ve St. Etienne’de oynayan Ilan‘la güçlendirdi. İlginç bir dipnot; Mido’nun “para umrumda değil Premier League’e geri dönmek istiyorum” diyerek haftalık 1000 pounda 4 ay kiralık olarak imza attığı söyleniyor. Tottenham kaptanı Robbie Keane 6 aylığına kiralık olarak Celtic’e gidiyor. Orada kral olur daha da dönmez gibime geliyor. Son dakikaya kadar Gago’yu kovalayan Manchester City’e Middlesbrough’nun genç kanat oyuncusu Adam Johnson nasip oldu. Daha önce Hertha Berlin’den tanıdığımız Türk asıllı Alman Malik Fathi Spartak Moskova’dan Bundeliga’ya geri döndü, yeni adres Mainz. Bir diğer Alman Hannover, Sevilla’nın yedek forveti Kone‘yi kaptı. Palmeiras’ın serbest bıraktığı eski Barca’lı Edmilson sezon sonuna kadar Zaragoza’da.
Ve son olarak bana “oh be!” dedirten bir transfer; Galatasaray’ın genç yeteneği(!) Aydın Yılmaz‘ın 5 sene önce Konya’da attığı golün hatrı buraya kadarmış. Aydın satın alma opsiyonuyla birlikte sezon sonuna kadar kiralık olarak Eskişekirspor’da…
Topu Capello’ya attılar
Terry’in kırdığı ceviz İngiliz basının ana gündem maddesi. Malzemeyi aldılar evire çevire kullanıyorlar. Önce Terry’nin Chelsea kaptanlığı alınsın başlıkları atıldı ancak Ancelotti oyuncusuna sahip çıktı. Şimdi ise İngiltere Milli takım kaptanlığı alınsın hatta bir daha Milli takıma hiç alınmasın gibi başlıklar atılıyor. İngiltere Futbol Federasyonu yazılıp çizilenler üzerine bugün resmi bir açıklama yapmış ve Terry konusundaki tek kararı Milli takım hocası Fabio Capello’nun önümüzdeki günlerde vereceğini belirtmiş. Capello’nun işi zor. Ne karar verirse versin basın atıp tutmaya devam edecek.
Tamam Terry’nin Bridge’e attığı kazığın ahlaki hiç bir açıklaması yok, büyük ayıp ama bu Terry’nin taş gibi stoper olduğu ve hem Chelsea’nin hem de İngiltere Milli takımının ona ihtiyacı olduğu gerçeğini değiştirmez. Capello gibi bir futbol adamının kararının da Ancelotti’den farklı olacağını hiç zannetmiyorum.
Şubat ayında Galatasaray ve Fenerbahçe
Ligin zirvesinde ve Avrupa’da zor bir Şubat ayı bizleri bekliyor. Galatasaray 25 günde 7 maç, Fenerbahçe ise 24 günde 8 maç yapacak. Fenerbahçe’nin 1 maç daha fazla yapmasının sebebi Galatasaray’ın Şubat ayı fikstüründe Ankaraspor maçının bulunması. O maçın deplasmandaki Atletico Madrid maçından önce olması Galatasaray için bir avantaj. 18 gün içinde 3 kere Fenerbahçe – Bursaspor maçı izlemek de ilginç olacak.
3-4 Şubat; Antalyaspor – Galatasaray / Fenerbahçe – Bursaspor (Ziraat Kupası)
6-7 Şubat; Kayserispor – Galatasaray / Fenerbahçe – Diyarbakırspor (TSL)
10-11 Şubat; Galatasaray – Antalyaspor / Bursaspor – Fenerbahçe (Ziraat Kupası)
14 Şubat; Galatasaray – Ankaraspor / Manisaspor – Fenerbahçe (TSL)
18 Şubat; Atletico Madrid – Galatasaray / Lille – Fenerbahçe (Europa League)
21-22 Şubat; Beşiktaş – Galatasaray / Fenerbahçe – Bursaspor (TSL)
25 Şubat; Galatasaray – Atletico Madrid / Fenerbahçe – Lille (Europa League)
28 Şubat; Galatasaray – Kasımpaşa / İstanbul Belediye – Fenerbahçe (TSL)
Pas makinası
Barcelona bu sezon La Liga’da oynadığı 20 maçta tam 13.176 pas yapmış. Maç başına ortalaması 659. Geçen sezon ise La Liga’da oynadıkları 38 maçta toplam 22.516 pas yapan Barca’nın sezon ortalaması 592’ymiş. Bir önceki sene Rijkaard yönetiminde yapılan pas sayısı ise 22.202. Yani her geçen sene artan bir pas trafiği söz konusu.
Bu sezon yapılan 13.176 pasın 11.031’i yani %83.7’si olumlu sonuçlanırken 2.145’i yani %16.3’ü olumsuz olmuş. Yani 10 pasın 8’i adresini buluyor. İşi oyunculara indirgemek gerekirse 1.747 pasla Xavi‘nin birinci olması tabii ki sürpriz değil. Onu takip edenler ise 1.247 pasla Dani Alves ve 1.052 pasla Pique.
Cassano olmadı Keirrison geldi
Dün bahsettiğim Cassano-Fiorentina transferi Sampdoria’nın son dakikada karar değiştirmesi sebebiyle gerçekleşmedi. Bu gelişme üzerine sezonun ilk yarısını Benfica’da kiralık olarak geçiren Barcelonalı genç Keirrison 1,5 seneliğine yine kiralık olarak Floransa’ya geldi. Sezon başında büyük umutlarla Benfica’ya giden ve orada parlayıp Barcelona’ya dönmenin hesaplarını yapan Keirrison, Saviola ve Cardozo gibi iki önemli forvetin gölgesinde kaldı. Bir de ocak transfer döneminde Alan Kardec Benfica’ya gelince Keirrison’a yol gözüktü.
Mutu gibi bir adamın yerini Keirrison’un kapatamayacağı bir gerçek ama zaman içinde iyi işler yapabilir ve faydalı olabilir. Fiorentina teknik direktörü Prandelli‘nin dünkü Cagliari beraberliğinden sonra Keirrison’la ilgili söyledikleri ise ilginç; “Kulüp Keirrison’un işini bitirmiş. Kendisini çok az tanıyorum, iyi bir bitirici olduğunu söylediler. Bize yardımcı olacağına inanıyorum.”
Arsenal-Manchester United maçında 3D keyfi
Sky Sports’un Arsenal – Manchester United maçını Londra, Manchester, Cardiff ve Edinburgh’daki bazı publarda 3 boyutlu olarak yayınlayacağından hafta içinde bahsetmiştim. Bu büyük keyfi ellerinde bira, gözlerinde gözlükle izleme şansı yakalayan İngilizlerin deneyimlerini okumayı çok istiyorum.
Bu arada 3 boyut ayağına Manchester da Arsenal’i 3’ledi. İzlediğim ilk yarıda bitirdiler işi. 3-1’den sonra biraz göstermelik baskı Arsenal’den ama sonuç yok. Wenger’in çocuklar hala büyüyemediler. Sıradan takımlara karşı takır takır ama büyükler geldi mi saygılarından mıdır nedir bambaşka bir takım oluveriyorlar…
Şampiyon Mısır
Afrika Uluslar Kupası şampiyonu finalde Gana’yı 1-0 yenen Mısır oldu. Maçın ilk yarısı Arsenal-Manchester United maçıyla ikinci yarısı ise Denizlispor-Galatasaray maçıyla çakışınca final benim için 3. planda kaldı. Ara ara kanal değiştirip bakmaya çalışsam da 90 dakika hakkında fazla yorum yapma şansım yok.
Benim için turnuvanın favorileri Fildişi Sahili ve Kamerun’du. Beklenmedik kadar kötü oynayıp elendiler. Mısır turnuva başından beri en iyi oynayan ve kupayı en çok arzulayan ekip görünümündeydi. Gana’nın özellikle Essien’i kaybettikten sonra buralara geleceğini hiç tahmin etmiyordum. Final oynamaları bile alkışa değer. Mısır 2006 ve 2008’den sonra 2010’u da kazanarak üst üste 3. Afrika şampiyonluğunu ilan etti ancak 6 ay sonra kendi kıtalarında düzenlenecek olan Dünya Kupasında yoklar…
Mutu yerine Cassano
Fiorentina, içinde yasaklı madde bulunan zayıflama ilacı kullanan akılsız Mutu‘nun yerini hızlı bir hamleyle Antonio Cassano ile doldurdu. Son dönemde Sampdoria’da problemli günler geçiren İtalyan forvet bugün sağlık kontrolünden geçecek ve 6 ay kiralık olarak Floransa’da olacak. Kimisi Cassano’yu çok beğenir, “Real Madrid bu adamın değerini bilemedi” der kimisi ise fazla abartıldığını o kadar da üst düzey olmadığını düşünür. Ben ise kararsızlardanım. Roma’da oynadığı futbol aklıma gelince “ne topçu arkadaş” diyesim geliyor ama diğer forma giydiği takımlarda Roma’daki performansını sergileyemediğini en azından devamlılık sağlayamadığını düşünüyorum.
Cassano hakkında benim gözümde kesin olan tek şey muzur olduğu. Çok maçtan sonra formayı şortu tribünlere atıp donla poz vermişliği vardır. Sağa sola laf atmaya bayılır. Umarım şu Roma dönemindeki formunu hatırlatan futbolu Fiorentina’da oynayıp kalıcı olur. Akılsız Mutu’yu unutturur.
Edit: Bugün imza atması beklenen Cassano’da pürüzler var. Yarın akşama kadar görüşmeler devam edecek. Bu arada Fiorentina bugün Barcelona’dan Keirrison’u 1,5 seneliğine kiraladığını açıkladı. Keirrison sezonun ilk yarısını Benfica’da kiralık geçirmiş ancak Saviola ve Cardozo’nun gölgesinde kalmıştı.
Real Madrid seriyi bozdu
Sorumun cevabı net oldu. Higuain’siz, Ronaldo’suz Real Madrid 1. dakikadan 90. dakikaya kadar üstün oynadığı maçı Granero ve Benzema(2)’nın golleriyle 3-1 kazandı. Deportivo tek golü 85. dakikada penaltıyla Riki’den. Özellikle ilk yarıdaki Real için sezon başından beri en istekli, en organize futbolunu oynadı diyebilirim. Zaten ilk iki gol de ilk yarıda geldi ki çok daha fazlası olabilirdi. Deportivo ise bu gece evde yoktu. Seriye bağlamış olmanın rehaveti kendilerini fena sarmış. 85’de gelen penaltı sonrası skorun 2-1 olması bile onları harekete geçiremedi ve 90’da Benzema son noktayı koydu. Bana göre maçın yıldızı haftalardır üzerine çok gidilen Guti. Gazı almış “Bu takımın patronu benim” der gibi top oynadı. Benzema’nın ilk golündeki dikiz aynasına bakar gibi bıraktığı topukla da “bana şapka çıkartın” dedi.
Bu gece seriyi bozan Real Madrid’in yanı sıra seriyi devam ettirenler de vardı tabii. Barcelona Sporting Gijon’u deplasmanda 1-0 yendi. Gol Pedro’dan. Tek problem Ibrahimovic’deki düşüşün devam etmesi. Aktif dinlenerek geçirilen bir 90 dakika sonrası bu hafta da puan farkı 5.











