İngilizlerin kırmızı uğuru

Dünya Kupasına 2 beraberlikle başlayan İngiltere gruptan çıkmak için yarın Slovenya’yı yenmek zorunda. Maç öncesi teknik taktik bir yana bir de uğur peşinde koşuyorlar. Yarın sahaya kırmızı forma ve kırmızı şort ile çıkacaklar. Normalde deplasman formaları kırmızı ancak onun altına beyaz şort giyiyorlar. Yarınki maçta kırmızı şort tercih etmelerinin sebebi ise İngiltere Milli takımının sahaya kıpkırmızı çıktığı hiçbir maçı kaybetmemiş olması.

Daha önce 4 kere kırmızı forma-şort kombinasyonu yapan İngilizler; 1962 yılında Peru’yu yenip Bulgaristan ile berabere kalmışlar. Daha sonra 1963’te Çekoslavakya’yı yenmişler ve son olarak Bulgaristan’ı 3-1 yenmişler.

İlk canlı yayın ve 7-0

Kuzey Kore’nin dün Portekiz’den 7 yediği maç ülkede ilk kez canlı yayınlanan Dünya Kupası maçı oldu. Brezilya maçını maç bittikten 17 saat sonra izleyecilere sunan yayıncı kuruluş, takımın mücadelesinden heyecanlanmış olsa gerek gerekli izinleri alıp dünkü maçı canlı ekrana getirdi. Ancak yaşanan hayal kırıllığının boyutu çok büyük olsa gerek. 4-5 değil 7-0. Portekiz’in de yaptığı ayıp.

Aslına bakarsanız Kuzey Kore’de en popüler sporun futbol olmasına rağmen maçların canlı yayınlanmaması garip birşey değil. Yurtiçi maçları da genelde bir kaç saat rötarla yayınlanıyor.

Messi’yi oynatmamak günah

Maradona gruptan çıkmayı garantiledikten sonra Yunanistan maçında 7 farklı oyuncuya şans vereceğini açıkladı. Muhtemelen Milito, Agüero ve Palermo gibi isimler ilk 11’de şans bulacak. Benim en merak ettiğim isim Otamendi. Bakalım defansta şans bulacak mı?

Maradona’nın dinlendireceği 7 kişi arasında ise Messi yok. Maradona Messi’nin kadroda olup da oynamamasın günah olduğunu düşünüyor. Basın toplantısında aynen böyle söyledi. Tam olarak katılamıyorum kendisine. Yunanistan maçında şanssız bir sakatlık yaşaması da günah olabilir.

Bu arada hakkaten cins adam Maradona. Basın toplantısındaki gözlüklere gel.

Vurun Keita’ya

Keita’nın nasıl olduğunu bilmek için dünkü hareketi yapmasına gerek yoktu. Sezon içinde de bunun örneklerini defalarca gördük. Ayağının 1 metre yanına düşen su yüzünden yerde kıvrandığı bile hatırlıyoruz. Sahaya çıktığının 3. dakikasında o gün top oynayacak mı oynamayacak yaptığı hareketlerden anlaşılıyordu.

Keita dün oscarlık bir hareketle Kaka’yı attırdı. Şimdi herkes Keita’ya sallıyor. Sallayacak da tabii yaptığı hareketin savunulacak yanı yok. Ama benim takıldığım nokta Keita üzerinden Galatasaray’a sallayanlar. Galatasaray’a yakışmıyormuş, hemen kapının önüne konmalıymış hatta mümkünse Güney Afrika’dan Türkiye’ye bile gelmeseymiş.

Keita sahterkarlığı seviyor mu? Evet. Peki Keita aklında sadece futbol oldu mu takımı taşıyor mu? E evet. Bu durumda neden gelmesin geri? Belki adamı alıp karşımıza konuşacağız. Bak kardeş bu hareketlerden vazgeç aklını futbola ver. Belki o da laf dinleyecek.

Bu ülkede forma giyen her futbolcu ahlaklı mı? Boğazını keserim hareketi yapanlar kral olsun, ana avrat her pozisyonda sağa sola küfredenler formalarına yakışsın ama Keita geri gelmesin… Güzel iş valla…