Bir zamanlar Fransa da güzeldi…
Adidas ve Nike en çok hangi takımın formasını satıyor?
2005’den günümüze Nike’ın sattığı top 5 formanın sezon ortalamaları;
1. Manchester United / 1.200.000 – 1.500.000 arası 2. Barcelona / 1.000.0000 – 1.200.000 arası 3. Arsenal / 700.000 – 900.000 arası 4. Juventus / 400.000 – 600.000 arası 5. Inter / 400.000 – 600.000 arası
2005’den günümüze Adidas’ın sattığı top 5 formanın sezon ortalamaları;
1. Real Madrid / 1.200.000 – 1.500.000 arası 2. Liverpool / 700.000 – 900.000 arası 3. Chelsea / 700.000 – 900.000 arası 4. Bayern Münich / 700.000 – 900.000 arası 5. Milan / 400.000 – 600.000 arası
Yaz transfer döneminin ardından
Transfermarkt’in verilerine göre hangi ligde ne kadar para harcanmış na kadar gelir elde edilmiş? En çok gelir elde eden kulüpler hangileri? En çok para harcayan kulüpler hangileri? Bu yazın en pahalı transferleri kimler?
Soldaki tablo bu yaz transferden en çok para kazanan 5 kulüp, sağdaki ise en çok para harcayan 5 kulüp. Yıldızları David Silva ve Villa’nın aralarında bulunduğu önemli isimlerini satan Valencia gelir bakımından zirvede. Harcayanlar da ise Manchester City’i zirvede görmek sürpriz değil. Bu yaz yapılan transferlerin en pahalı 3 tanesi Araplara ait.
Bu yazın en pahalı 5 transferi ise;
David Villa – Barcelona (40 milyon euro) Yaya Toure – Manchester City ( 30 milyon euro) Balotelli – Manchester City (29.5 milyon euro) David Silva – Manchester City (28.5 milyon euro) Angel Di Maria – Real Madrid (25 milyon euro)
Son dakika transferleri
Dün Avrupa transfer piyasasının son saatleri çok hareketliydi. O geldi gelecek bu gitti gidecek derken imzalar atıldı. Gözümüze çarpan bazı son gün transferlerine bakalım;
Robinho – Manchester City —> Milan Gyan – Rennes —> Sunderland Huntelaar – Milan —> Schalke Jurado – Atletico Madrid —> Schalke Borriello – Milan —> Roma Camoranesi – Juventus —> Stuttgart Hleb – Barcelona —> Birmingham Pape Diakhate – Dinamo Kiev —> Lyon Gelson Fernandes – St. Etienne —> Chievo Kaladze – Milan —> Genoa Romaric – Sevilla —> Zaragoza Felipe Caicedo – Manchester City —> Levante Gudjohnsen – Monaco —> Stoke City Drenthe – Real Madrid —> Hercules Armand Traore – Arsenal —> Juventus Zebina – Juventus —> Brescia Paul Konchesky – Fulham —> Liverpool Di Santo – Chelsea —> Wigan
Bu arada Van der Vaart’ın Real’den Tottenham’a gitme durumu var. Hem İngiltere hem de İspanyol Futbol Federasyonları izin verirlerse transfer bugün içinde gerçekleşecek.
Joseph Yobo in, Bilica out
Fenerbahçe’nin stoper arayışı Nijeryalı Joseph Yobo’da son buldu. Everton’dan satın alma opsiyonlu olarak 1 yıllığına kiralandı. Young Boys ve PAOK facialarından sonra pek geç ama 6+2+2’nin son ikisinden birisi olarak da Bilica’yı tribüne göndereceği için son derece memnunum. Hatta Bilica mümkünse evde otursun. Gerçi Aykut Hoca’nın sağı solu belli olmaz, Lugano’yu da kesiverir ya..
Yobo 2002 yılında Marsilya’dan Everton’a transfer olduğundan beri Goodison Park’ta. Hatta 2006-2007 sezonunda her maçta, 2007-2008 ise sadece bir maç dışında her maç sahadaydı. Ancak son zamanlarda baldırından çektiği sakatlığın yanısıra Phil Jagielka ve Sylvain Distin ikilisinin başarısından dolayı eskisi kadar devamlı olamadı.
Neredeyse 70 kez milli olan Joseph Yobo, Nijerya Milli Takımı’nın kaptanı olarak WC 2010’daydı. Süratli, hava hakimiyeti olan, fiziksel olarak müthiş kuvvetli ve önsezileri de son derece gelişmiş bir stoper. Aynı zamanda çok ihtiyaç olursa sağ bek olarak da görev yapabilir. Bekir’den ve oh-be-kurtulduk-Önder’den iyidir. Lugano ile çok sağlam bir ikili oluşturacaklarını düşünüyorum. Hatta bize Uche’yi hatırlatmasını, iz bırakmasını umuyorum.
Fenerbahçe’de kadro iyice derinleşti. Orta sahada sağlam bir 6 numara eksiğimiz hala olmasına karşın, Fenerbahçe’nin kadrosu alternatifli olarak uzun lig maratonunu düşününce en iyi olarak gözüküyor. Tabii bu kadar geniş bir kadro varken, rotasyon yapılması şart. Ancak ne yazık ki rotasyon yapabileceğin takvimden, Avrupa’dan uzaksın. Rotasyon yapayım dedin mi, özellikle yabancılar kısıtlamadan dolayı 15 gün top oynayamayacaklar. O zaman da devamlılık problemleri konuşmaya başlarız ne yazık ki.
Unutmadan; Emre Belözoğlu’nun Newcastle United’da oynarken adının karıştığı ırkçılık olayının kahramanlarından biri Joseph Yobo. Hatta sarf ettiği ileri sürülen f****** n***** lafının muhatabı. Gerçi olayda Yobo birşey duymamış ancak takım arkadaşları Joleon Lescott ve Tim Howard, Emre’nin bu lafı söylediğini iddia etmişlerdi. Olayın ardından FA tarafından yürütülen soruşturmada Emre aklanmıştı. Hala bi sıkıntı varsa, idmanda çözerler artık…
Arda Turan&Atletico Madrid
Transferin son gününde Atletico Madrid’in Arda için 11 milyon euroluk bir girişimi oldu. Galatasaray resmi internet sitesinden gelen teklifi reddettiğini açıkladı. Adnan Polat’ın “Arda Galatasaray’da kupa kaldırmadan gidemez” düşüncesi devam ediyor.
Fazla topa girmeden fikirleri merak ediyorum. Sizce satılmalı mıydı?
Robinho Milan’da
2 sene önce yine böyle bir son dakika transferiyle rekor ücrete Manchester City’nin yolunu tutmuştu Robinho. İngiltere günleri beklediği geçmedi hatta bir ara memlekete dönerek Santos’ta kiralık olarak forma giydi.
Ağustos ayının başında Manchester’a geri dönünce takımdan ayrılmak istediğini söyledi. Zaten Mancini’nin planlarında da yoktu. Katalanlar Barcelona diye bastırırken İngiliz ve Türk medyası el ele verdi; hergün Robinho’nun kafasına sponsor şapkası takıp İstanbul’a yolladılar.
O dönemde ortaya atılan bonservis bedeli 20 milyon+16 milyon pounddu. Üzerinden günler geçti. Robinho o arada Türkiye’yi düşünmediğini açıkladı ve bugüne geldik. Ibra transferiyle gazı alan Milan 2 günde işi bitirerek Robinho’ya 4 yıllık imza attırdı. Ödedikleri bonservis ise 18+3 milyon pound.
Misimovic&Insua; peki şimdi ne olacak?
Galatasaray’dan beklenen resmi açıklamalar da geldi. Insua satın alma opsiyonuyla kiralık, Misimovic ise bonservisiyle Galatasaray’da. Transferlerin finansal detaylarına şuradan ulaşabilirsiniz. Misimovic’den daha önce bahsetmiştik. Hatırlamak isteyenler buraya. Çikletten çıkar misali bir anda İstanbul’a gelen Insua’dan kısaca bahsedelim.
Arjantin’li Insua henüz 21 yaşında. Geçen sezon Fabio Aurelio’nun sakatlığı sebebiyle sık sık Liverpool ilk 11’inde yer aldı. Mevkii sol bek ancak hücum yönü oldukça güçlü. Bindir babam bindir bir durum var. Yanlız defasif yönü için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Oldukça pozisyon hatası yapıyor. Hatta bir Manchester United maçı sonrası “Match of the day” programında üzerine analiz yapılıp yerden yere vurulmuştu. Gerçi buna rağmen Premier League temposu ve ileri git gelleri Spor Toto Süper Lig için yeterli olacaktır. Hem Milli sol bekimiz Hakan Balta’nın defansif yönü güçlü de ne oluyor?
Bu arada Balta demişken; Rijkaard’ın onu bu saatten sonra stoperde oynatacağını tahmin ediyorum. Neill ve Balta; oyun kurabilen ayağı düzgün iki stoper. Balta’nın bundan önceki stoper performansları da oldukça başarılı bana göre ancak şu ara biraz mental olarak toparlanmaya ihtiyacı var. Servet’e de geçmiş olsun bol bol çekirdek çitler artık kenarda…
Bir de Misimovic’in gelişiyle aklıma gelen başka bir soru var. Geldiği günden beri 4-3-3 sistemin bozmayan ve bu uğurda Ayhan-Sarp-Barış 3’lüsüne tahamül eden Rijkaard’ın ne yapacağı… Bu sistemde Misimovic’in %100 verimle oynaması zor. Baros’un arkasında yani 4-2-3-1 gibi bir sistemde oynaması lazım. Şimdi bunların hepsi aynı 4-5-1’in değişik versiyonları denmesin. Kanatlar için belki doğru olabilir ama ortadaki bölge için değil.
Transferin bu kadar gecikmesinde de kızdığım nokta bu. Bu adamların daha erken gelip mümkünse takımla sezon öncesi kampına katılması ve takıma en kısa zamanda adapte olması gerekirdi. Ona göre oynayacağın sistem cart curtta belli olur böylece son dakikaya kadar can çekişmezdik. Yoksa Karpaty’e transferler gelmediği için elendiğimizi düşünmüyorum. Yanlış anlaşılmasın. Elimizdeki şu kadroyla da iki maçı rahat kazanmamız gerekirdi.
Bitirmeden bir de yabancı kontenjanı yüzünden ne yapacağımıza kafa yoralım. Kural 6 yabancı sahada 2’si kulübe de 2’si tribünde. Kafamda değişik varyasyonlar yapıyorum devamlı 7 yabancı kullanmak istiyorum tabii haliyle olmuyor. Rotasyon durumunda 1 hafta oynayan yabancı bir daha 15 gün sonra sahada. Avrupa zaten yok. Bu da ayrı bir dert bakalım nasıl bir çözüm bulunacak? Gerçi devamlı birileri sakat olacağı için belli isimlere fit olabiliriz.
Morientes bıraktı…
Geçen sezon son olarak Marsilya forması giyen ve oynadığı 12 maçta sadece 1 gol atarak çok da göze batmayan Fernando Morientes futbolu bırakma kararı almış.
Sporting Lisbon’un yanı sıra Meksika, Katar ve Dubai’den gelen transfer tekliflerini reddettiğini açıklayan Morientes, televizyonda yorumculuk yapmayı planladığını açıklamış.
Morientes demek Real Madrid ve Raul demek benim için. Güzel ikiliydiler. 3 Şampiyonlar Ligi Kupası, 2 La Liga kupası ve 2 Dünya Kulüpler Kupası da bunun göstergesi. Sonra bir de 2004 senesinde Monaco’nun Deschamps yönetiminde Şampiyonlar Ligi finaline kadar yürüyüşünde büyük katkısı var. Her maç ya atar ya da attırırdı. İkinci baharın böylesi…
Ardından sırasıyla başarısız Liverpool, Valencia, Marsilya günleri ve 34 yaşında veda…












