Şampiyon Mısır

Afrika Uluslar Kupası şampiyonu finalde Gana’yı 1-0 yenen Mısır oldu. Maçın ilk yarısı Arsenal-Manchester United maçıyla ikinci yarısı ise Denizlispor-Galatasaray maçıyla çakışınca final benim için 3. planda kaldı. Ara ara kanal değiştirip bakmaya çalışsam da 90 dakika hakkında fazla yorum yapma şansım yok.

Benim için turnuvanın favorileri Fildişi Sahili ve Kamerun’du. Beklenmedik kadar kötü oynayıp elendiler. Mısır turnuva başından beri en iyi oynayan ve kupayı en çok arzulayan ekip görünümündeydi. Gana’nın özellikle Essien’i kaybettikten sonra buralara geleceğini hiç tahmin etmiyordum. Final oynamaları bile alkışa değer. Mısır 2006 ve 2008’den sonra 2010’u da kazanarak üst üste 3. Afrika şampiyonluğunu ilan etti ancak 6 ay sonra kendi kıtalarında düzenlenecek olan Dünya Kupasında yoklar…

Fenerbahçe’den halı saha style

Soğuk olur, zemin kötü olur, sarı kart cezalısı çok, uçak inemedi, Samsun’du, Kayseri’ydi derken Fenerbahçe geçen senenin kıl payı şampiyonunu evinde madara etti.

Herşeyden önce takım savaşmayı, maçı bırakmamayı sonunda öğrendi. Veya Koch‘un program ancak etki etmeye başlıyor. Selçuk ile Deniz kağıt üzerinde son derece canımı sıkıyordu ama ikisi de bugün gayet iyiydiler. Özellikle Fenerbahçe’nin attığı ilk golde ceza sahasının içinde attığı mini çalım ve Semih’e al da at pası alkışa değer. Mehmet Yıldız’ın attığı boru golde de Wederson’un kafayla indirme gerizekalılığını da pas geçmeyelim. Fenerbahçe bu maçı ilk yarıda koparırdı ama Sivas kalecisi Akın’a teşekkür etsin. Hele Özer’in uzaktan attığı bir şutu 90’dan bir çıkarışı var ki, alkışşş!

Maçın ikinci yarısında Sivas tam anlamıyla sürklase oldu. Bu devrede çok önemli olduğunu düşündüğüm iki nokta var. Birincisi Semih’in attığı ikinci goldeki Deniz’in pasını Lugano atamazdı; Guiza o topu mümkün değil öyle kontrol edemezdi ve hadi top önüne öyle sekmiş olsun, Semih’in yaptığı soğukkanlı plase 101 vuruşu ya-pa-maz-dı!

İkinci nokta ise Uğur Boral. Açık açık “Halı saha takımıma bile almam!” dediğim Uğur’a bu akşam saygı duymak lazım. Aykut Kocaman Brezilya’dan Dentinho‘yu getirmiş olsaydı ve Uğur Uğurinho’nun bu akşam attığı iki golü atmış olsaydı; şu an taraftar göbek atıyor, basın da vay vay vay!, aman aman! diye bağırıyordu. Ama bu performansla devam etmesi şart. Sevilla bir, Sivas iki… Ben futbolcunun, zeki, çevik, ahlaklı ve devamlısını severim 🙂

Şubat ayı özellikle zirvede keyifli geçeceğe benzer. Galatasaray’ın “Yollarda bulurum seni!” fikstürü işlerin enteresan bir hal almasına sebep olabilir.

Mutu yerine Cassano

Fiorentina, içinde yasaklı madde bulunan zayıflama ilacı kullanan akılsız Mutu‘nun yerini hızlı bir hamleyle Antonio Cassano ile doldurdu. Son dönemde Sampdoria’da problemli günler geçiren İtalyan forvet bugün sağlık kontrolünden geçecek ve 6 ay kiralık olarak Floransa’da olacak. Kimisi Cassano’yu çok beğenir, “Real Madrid bu adamın değerini bilemedi” der kimisi ise fazla abartıldığını o kadar da üst düzey olmadığını düşünür. Ben ise kararsızlardanım. Roma’da oynadığı futbol aklıma gelince “ne topçu arkadaş” diyesim geliyor ama diğer forma giydiği takımlarda Roma’daki performansını sergileyemediğini en azından devamlılık sağlayamadığını düşünüyorum.

Cassano hakkında benim gözümde kesin olan tek şey muzur olduğu. Çok maçtan sonra formayı şortu tribünlere atıp donla poz vermişliği vardır. Sağa sola laf atmaya bayılır. Umarım şu Roma dönemindeki formunu hatırlatan futbolu Fiorentina’da oynayıp kalıcı olur. Akılsız Mutu’yu unutturur.

Edit: Bugün imza atması beklenen Cassano’da pürüzler var. Yarın akşama kadar görüşmeler devam edecek. Bu arada Fiorentina bugün Barcelona’dan Keirrison’u 1,5 seneliğine kiraladığını açıkladı. Keirrison sezonun ilk yarısını Benfica’da kiralık geçirmiş ancak Saviola ve Cardozo’nun gölgesinde kalmıştı.

10,5 numara iş

Ocak transfer döneminin bitmesine saatler kala Beşiktaş’ta hangi yabancıya yol verileceği hala meçhul. Başkanlık seçiminin de tam bu döneme gelmesi kararın açıklanmasını kesinlikle etkiliyor. Bugün basında gönderilecek isim olarak 10.5 numara Tabata ön plana çıkarılmış ve Mustafa Denizli’nin kararını verdiği belirtilmiş. Ancak bir problem var ki Mustafa hoca Tabata’yı göndermek istese de gönderemez çünkü bir futbolcu bir sezon içinde 3 takımın formasını giyemez. Yani tek yol sözleşmeyi dondurmak. Sezon başında 8 milyon bastırdığın futbolcuyu 5 aylığına memlekete tatile yollamak.

Bugün yapılacak seçim sonuçlarından taraftarın sevgilisi(!) Yıldırım Demirören’in yine zaferle ayrılacağını tahmin ediyorum. Umarım ben yanılırım ama öyle olacak sanki. Ve eğer Demirören yönetiminin seçim sonrası açıklayacağı ilk kararlardan biri sezon başından beri transferi hep suratına vurulan Tabata’nın sözleşmesinin dondurulduğu olursa Demirören adına yapılacak yeni besteleri ve artacak taraftar sevgisini(!) merak ediyorum.

Ailecek klinik vaka

Az önce Atanalırspor‘da aynı konuya yorum yaptıktan sonra buraya da yazayım dedim. John Terry 2007 yılında eşini takım arkadaşı Wayne Bridge’ın kız arkadaşı Vanessa Perroncel ile aldatmış daha sonra iddiaları reddedip özel hayata müdahale ediliyor diye haberlerin yayınlanmaması için karar aldırmıştı. Uzun süredir devam eden dava sonucunda haberlerin yalan olmadığı ve yayınlanmasında bir sakınca olmadığı açıklanmış.

İngilizler şimdi Terry’nin rezilliğini tartışıyor. “Capello Milli takıma almasın, takım arkadaşlarının suratına nasıl bakacak?” deniliyor. Bence tartışmayı bırakıp bu Terry ailesini bir an önce komple incelemeye alsınlar. Babası kokain satarken annesi ise bir mağazada hırsızlık yaparken yakalanmıştı. Oğlan da hain çıktı takım arkadaşının manitayla basıldı(!)

Lace Up Save Lives

Nike’ın ürettiği kırmızı bağcıkları mağazalarında satarak elde edilen gelirin tamamını Afrika’daki HIV-AIDS ile mücadeleye harcadığından ve dünya genelinde ünlü futbolcuların maçlarda kramponlarını bu kırmızı bağcıklarla bağlayarak kampanyaya destek verdiğinden daha önce de bahsetmiştim.

Kampanyayı destekleyen Didier Drogba, Andrei Arshavin, Clint Dempsey, Denilson, Marco Materazzi, Javier Mascherano ve Fabio Cannavaro Nike’ın yeni filmi “Lace Up Save Lives” için bir araya gelmişler. Filmde dünya çapındaki sporculardan oluşan kadro, (Nike) RED bağcıklarını sıra dışı ve yaratıcı şekillerde bağlıyor. Premier League’in rakipleri Drogba ve Arshavin ile Serie A rakipleri Materazzi ve Cannavaro birbirlerinin kramponlarının bağcıklarını bağlayarak saygı gösterisinde bulunuyor. Tüm diğer oyuncular kampanyaya desteği teşvik etmek için RED bağcıklarını farklı şekillerde kullanırken Maria Sharapova ve Kobe Bryant da kendi yorumunu katıyor.

Real Madrid Riazor deplasmanından çıkar mı?

Marca’ya “Oynamanın hayalini kuruyordum” diyen Ronaldo bu akşam Deportivo deplasmanında yok. Bütün hafta 2 maçlık kırmızı kart cezasının kaldırılması için uğraşıldı ancak itiraz reddedildi. Ceza kaldırılsa bu sefer de Katalanlar ayaklanırdı. Barcelona ile puan farkı 5. Deportivo deplasmanında yaşanabilecek bir puan kaybı Real için ciddi sıkıntı olur. Sıkıntı demişken Ronaldo’nun yokluğu bir yana Real Madrid 19 senedir Deportivo’yu Riazor‘da yenemiyor. Hatta son 6 senedir seriye bağlamış hep yeniliyor.

Neden bilmiyorum ama bu gece Real Madrid’i kurtarsa kurtarsa kaptan Raul kurtarır gibime geliyor. Pellegrini Raul’a sezon başındaki kadar görev vermiyor ama Benzema formsuz, Higuain sakat ve Ronaldo da cezalıyken kaptan tekrar dümene geçebilir.

Ferrara gitti Zaccheroni geldi

İtalyan haber ajanslarının geçtiği son dakika haberlerine göre Juve’de sezon başından beri bir türlü istenileni veremeyen Ferrara sonunda paketlendi. Yerine sabah saatlerinde de bahsettiğim gibi Alberto Zaccheroni getirildi. Serie A’da bir çok takımı çalıştıran ve son olarak Torino’dan kovulan Zaccherroni sezon sonuna kadar takımın başında kalacak. Hedef ilk 4’e girip en azından Şampiyonlar Ligi vizesi alabilmek. Geçen sezona kadar yıllarca sezon ortasında hoca değiştirmeyen Juventus bu adateni Ranieri’nin yerine Ferrara’yı getirerek bozmuştu. Gelen gideni çok ama çok arattı. Barca’daki Guardiola modeli Juve’de Ferrara ile tutmadı…

Sezon sonunda ise takımın başına daha önemli bir isim getirileceği söyleniyor. Yani Juve de Zaccheroni’ye seyyar hoca gözüyle bakıyor.

Eidur Gudjohnsen Tottenham’da

Yıl 1996 İzlanda-Estonya maçında ilk yarının son dakikaları oyundan çıkan 34 yaşındaki Arnor Gudjohnsen yerine giren 17 yaşındaki oğlu Eidur Gudjohnsen.

Yıllar önce bir Chelsea maçında duyduğum bu hikaye nedeniyle Gudjohnsen ismi hep sempatik gelmiştir bana. Özellikle Chelsea’de oynadığı dönem form seviyesi de oldukça üst düzeydi. Stamford Bridge’de çok kritik goller atmışlığı vardır. Daha sonra Barcelona transferi pek yaramadı kendisine. Sahada olduğundan daha çok yedek kulübesinde gördük kendisini. Bundan yaklaşık 6 ay önce de kontratı bitince Monaco’nun yolunu tuttu. Monaco’da nasıl oynadı kaç maç oynadı pek bi’ fikrim yok ancak Tottenham teknik direktörü Harry Redknapp kendisini yakından takip etmiş ve beğenmiş olsa gerek dün BBC radyoya yaptığı açıklamada İzlandalı forveti sezon sonuna kadar kiraladıklarını açıklamış. Kadrosunda bulunan 4 forvet Crouch, Defoe, Keane veya Pavlyuchenko‘dan birisini ya yollayacak ya da Gudjohnsen’i orta sahada kullanacak.

Bu arada 42 milyon euroluk Robinho da çıkış noktası olan Santos’a kiralık olarak geri dönüyor. City transferi resmen açıkladı.