Pause(!)

Zaten önümüzdeki hafta İstanbul dışında olacağım için bloga bir süre ara vermeyi planlıyordum. Ancak dün gece yazılarımdan birine gelen yorum çok keyfimi kaçırdı ve soğudum resmen.

Arkadaş konuyla ilgili fikrini belirtmek yerine benden girmiş ailemin diğer fertlerinden çıkmış. Daha önce de ara ara küfürlü yorumlar geliyordu elbet ama bu seferki gerçekten çok ağır ve can sıkıcıydı. Ben bu satırları keyif için yazıyorum, kimseye yaranmak gibi bir düşüncem de yok. Elbet taraflıyım ama sen diğer taraflısın ya da başka bir fikre sahipsin diye benim sevdiklerime, değer verdiklerime, arkasından dua ettiklerime küfür etme hakkına sahip değilsin!

Dedim ya soğudum. Bir süre başkaları yazsın, paylaşsın biz okuyalım. En azından keyif için yaptığımız işten küfür yemeyiz.

Yaya Toure Manchester City’de

Mancini’nin City’si transferde para saçmaya devam ediyor. Boateng ve Silva’dan sonra bugün de Barcelona’dan Yaya Toure’yi kadroya kattılar. 28 milyon pound bonservis bedeli ödenen Yaya Toure 5 senelik anlaşma imzaladı. Sağlık kontrolünden geçtikten sonra tatile çıkacak olan Yaya, 3 hafta sonra kardeşi Kolo Toure ile beraber yeni takım arkadaşlarına katılacak.

Bu transfer sonrası City’nin kadrosundaki orta saha oyuncularını bir daha gözden geçirdim. Özellikle defansın önünde göbekte oynayabilecek isimler; Toure, Barry, De Jong, Vieira, Michael Johnson ve Ireland.

En zayıf halkalar Johnson ve Ireland gibi. Bu isimlere yol verilebilir ki Ireland’ı da çok beğenirim. Mancini’den torpilli Vieira kesin kalır. Bu arada City’nin transferdeki yeni hedefi Lazio’dan sol bek Kolarov.

Dünya Kupasının ağır topları

Güney Afrika’nın ben diyeyim yaşlı size deyin tecrübeli isimleri;

37 – Cuauhtemoc Blanco – Meksika

36 – Fabio Cannavaro – Italya, Simon Elliott – Yeni Zelanda, Carlos Pavón – Honduras, Martín Palermo – Arjantin

35 – Giovanni van Bronckhorst – Hollanda, Juan Sebastián Verón – Arjantin, Denis Caniza – Paraguay, Blaise Nkufo – İsviçre, Andrés Scotti – Uruguay, André Ooijer – Hollanda

34 – Zdenko Štrba – Slovakya, Amado Guevara – Honduras, Martin Jørgensen – Danimarka, Craig Moore – Avstralya, Scott Chipperfield – Avustralya, Gilberto – Brezilya, Ahn Jung-Hwan – Güney Kore

33 – Gilberto Silva – Brezilya, Mark van Bommel – Hollanda, Gianluca Zambrotta – Italya, Hans Sarpei – Gana, Ivan Vicelich – Yeni Zelanda, Lee Young-Pyo – Güney Kore, Jon Dahl Tomasson – Danimarka, Guillermo Franco – Meksika, Giorgos Karagounis – Yunanistan, Ji Yun-Nam – Kuzey Kore, Hakan Yakin – İsviçre, Mauro Camoranesi – Italya, Nwankwo Kanu – Nijerya, Rigobert Song – Kamerun, Kim Nam-Il – Güney Kore, Sebastián Abreu – Uruguay, Matthew Booth – Güney Afrika

445 milyon euro gelir

Barcelona finans şefi Xavier Sala’nın yaptığı açıklamaya göre geçen sezon 445 milyon euro gelir elde eden Barcelona’nın karı 11 milyon euroymuş. Bu 445 milyon euroluk gelir hem kulüp tarihinde bir rekor hem de geçen sezon tüm dünya sporları dahil elde edilen en yüksek rakam.

O kadar büyük başarılarla, sponsorluklarla ve yayın haklarıyla gelen bu kadar yüksek gelir ama kar sadece 11 milyon euro. Dünyanın en iyileri de bedava oynamıyorlar tabii. Futbolcu maaşlarını geçtim daha ne giderler vardır kimbilir. Bu arada yıllardır forma sponsoru Unicef’ten para almayan Barcelona, yeni sezonda da bu uygulamaya devam edecek.

Oleee, ole, ole, ole, Diegooo, Diegooo!!!

[flv width=”500″ height=”308″]http://img.footballove.com/video/Maradona%20singing%20La%20Mano%20De%20Dios.flv[/flv]

Dün gece Ntvspor’da tekrar denk geldim tüyler diken diken oldu… Futbolu seviyorum, futbola aşığım deyip de Maradona by Kusturica’yı izlemeyen kalmasın bi’ zahmet(!)

Zamanında Muzo B filmi izledikten sonra ne döktürmüştü buyrun buradan hatırlayalım…

Saygı…

“Neden hiçbir gazeteye saygı duymadığımı bir kez daha hatırladım. Spor blogları kadar haber blogları da yayılsa, bir gün bile gazete alıp okumam veya internet sitelerine girip boşu boşuna hit sayılarını arttırmam. Benim için çok eskiden beri böyleydi, şimdi bir kez daha nedenini anlıyorum…”

Bu sözler Galatasaray Formaları adlı blogdan dostum Selocan’a ait. Sözü daha fazla uzatmayayım. Daha önce aynı tip şeyler bizim de başımıza geldiği için kendisini çok iyi anlıyorum. Devamı için lütfen tıklayın!