
Estudiantes’li Juan Sebastian Veron geçen senenin ardından bu sene de Güney Amerika’nın en iyisi seçildi. İlerleyen yaş filan hikaye. Çatır çatır top oynuyo’ Veron baba. Ne severdik Lazio günlerinde Nedved‘le beraber oynarlerken…

Estudiantes’li Juan Sebastian Veron geçen senenin ardından bu sene de Güney Amerika’nın en iyisi seçildi. İlerleyen yaş filan hikaye. Çatır çatır top oynuyo’ Veron baba. Ne severdik Lazio günlerinde Nedved‘le beraber oynarlerken…
Yılbaşını fırsat bilip 3-4 gün dağ havası alalım dedik ve Palandöken’in yolunu tuttuk. Nefis bi’ tatil sonrası yorucu İstanbul hayatına geri dönüyoruz. Futbol dünyasında enteresan gelişmeler var. Nereden başlasam bilemedim. Yavaş yavaş toparlayacağız artık.
Kayserispor yönetimi Ali Turan transferinde yine Mehmet Topuz stilini benimsemiş. Fiyat arttırmak için birbirine düşürmece taktikler. Bu arada dengesizin biri çıkmış; “Galatasaray’la dalga geçtim” demiş. Dengesiz dediğim kişi de Kayserispor basın sözcüsü. Yılbaşı akşamından kalmaydı heralde bu sözleri söylerken…
Fener genç Semih’e ayıp etmiş. Sormadan etmeden, doğru düzgün arttırma yapmadan sözleşmesini uzatmışlar. Semih de federasyona itiraz etmiş. Haklı tabii, gurur meselesi. Bunca senedir sesini çıkarmadan yeri geldi kulübede oturdurdu, yeri geldi son dakika girip golünü attı ve ne kadar iyi bir Fener’li olduğunu gösterdi. İnsan biraz saygı duyar.
Şenol Güneş ve Mustafa Denizli’ye yılbaşı hediyesi transferler gelmiş. Beşiktaş’ın Hoffenheim’dan kiraladığı Ramazan’la ilgili pek bi’ fikrim yok ama Trabzon’un Murat Tosun ve Sezer Badur transferleri iş yapar. Bu arada Ankaragücü de Geremi’yi Başkent’e geri getirmiş bugün. Gençlerbirliği’yle çıkışa geçen kariyeri Ankaragücü’yle sona erer büyük ihtimal.
Avrupa transfer piyasasının en hareketli takımı ise Bayern Münich. Geniş kadroyu daraltmaya çalışıyorlar. Toni’yi Roma’ya, Breno ve Ottl’ı Nürnberg’e kiralanmışlar. Baumjohann’ı ise Schalke’ye satmışlar. Bunun dışında şu 3 gün içinde başka önemli resmi transfer henüz yok ancak dedikodular devam ediyor.
Yılbaşı sonrası La Liga da start aldı. 2009’un takımı Barcelona için 2010 iyi başlamadı. Camp Nou’da maç öncesi 6 kupayla yapılan şov sonrası Villarreal ile 1-1 berabere kaldılar. Villarreal de Barca partilerinin havasını dağıtmayı seviyor. Geçen senede şampiyonluğu bir maç erteletmişlerdi. Real bu akşam Osasuna deplasmanında kazanırsa Barcelona ile puanları eşitliyor ve averajla lider oluyor. Saat 22.00’de oturup izleyelim, özledik maç izlemeyi de…

Paşam sen sıkma tatlı canını ya…

Liverpool karlı Aston Villa deplasmanından Fernando Torres’in 90+2’de gelen golüyle 1-0 galip çıktı. Oynanan futbol yine hayal kırıklığıydı. Aston Villa bütün maç geldi de geldi, Benitez ise ben nasıl televizyon karşısından maçı izliyorsam aynen öyle kenardan maçı izledi. Ancak bu maçta Liverpool adına tek birşey farklıydı. O da sezon başından beri Liverpool’un yanında olmayan futbol tanrılarının bu akşam Liverpool’un yanında olmasıydı.
Maçı izlerken de “Aston Villa oynuyor ama Liverpool bir şekilde alacak bu maçı sanki” diyordum kendi kendime. İçime doğmuş 90+2’de top ite kaka Liverpool’un bu akşamki en iyisi Torres’in önünde kaldı ve El Nino köşeyi affetmedi.
İlk başta da dediğim gibi futbol hala nanay. Benitez 1 puana yatarken son dakikada 3 puanla ayrıldı sahadan. Yılbaşı hediyesinin böylesi.

Uruguay’ın futbolunun gelmiş geçmiş en önemli isimlerinden 83 yaşındaki Alcides Ghiggia, bugün Maracana stadındaki müzeye konmak üzere ayak izlerini bırakmış. Alcides Ghiggia’nın futbol hayatındaki en önemli anda kuşkusuz Maracana stadında 1950 Dünya Kupası finalinde Brezilya’yı 2-1 yendikleri maçta attığı gol. Ghiggia’nın bu golle ilgili söylediği laf ise daha da efsane;
“Maracana’yı bugüne kadar sadece 3 kişi susturabildi. Papa, Frank Sinatra ve ben…“

Fenerbahçe’nin Altay ile oynadığı kupa mücadelesinde hakeme sportmenlik dışı davranışta bulunduğu küfür ettiği için Semih’e iki maç ceza verilmiş.
İyi güzel de, hakemin kırmızı kart göstermediği pozisyonda sonradan gözlemci kararıyla bu tarz cezalar verilebiliyor muydu? Hatırladığınız örneği var mı? Verilmiyorsa artık başlayacaklar ve bu karar ibret-i alem-i semih mi oluyor şimdi?

O karşındaki kaç para biliyo’ musun sen!?

Xavi, Xavi, Xavi… Barcelona’nın beyni 2009 yılında formasını giyip kramponlarını bağlayıp 72’si resmi, 4’ü hazırlık maçı olmak üzere toplam 76 defa yeşil sahalara çıktı. 2009 yılında kazanılan 6 kupa, aday olduğu Balon d’Or ve FIFA yılın futbolcusu ödülleri de düşünüldüğü zaman Xavi için gerçekten muhteşem bir yıl.
3 Ocak 2009’da Mallorca maçıyla başlayan 76 maçlık performans 19 Aralık 2009’da oynanan Estudiantes maçıyla son buldu. 2009 yılında Barcelona formasıyla 35 La Liga maçı, 15 Şampiyonlar Ligi maçı, 5 Kral Kupası maçı, 2 İspanya Süper Kupa maçı, 2 Dünya Kulüpler Şampiyonası maçı, 1 Avrupa Süper Kupa maçı ve 3 hazırlık maçı oynayan Xavi, ayrıca 14 defa İspanya Milli takım forması ve 1 defa da Katalan Milli takım forması giydi.
Xavi oynadığı bu 76 maçta sahadan sadece 5 kez yenik ayrıldı. Barcelona formasıyla 3 defa, İspanya formasıyla ise 2 defa. Yani oynadığı maçların %94.8’ini kaybetmemiş Xavi…
Barcelona’da 2009 yılında Xavi’den sonra en çok maç yapan isimler ise Pique; 70 maç ve Dani Alves; 68 maç.

Dün İspanyol basınında Guti Beşiktaş, Dos Santos Real Madrid dedikoduları vardı. Bugün de İngiliz basınında Liverpool Arda yakıştırması var. Sevdiler bizi, sardırıyorlar bu ara. İddiaya göre Benitez’in geçtiğimiz yaz aylarında 9 milyon pound önerdiği ancak alamadığı Arda’yı Ocak ayında Dossena, Babel ve Voronin’in sattıktan sonra tekrar deneyeceği söyleniyor. Haberde Arsenal’in de Arda’nın peşinde olduğuna ancak Arda’nın Liverpool’u istediğine de yer verilmiş.
Yazın Liverpool’dan Arda’ya 9 milyon poundluk teklif geldi mi bilmiyorum ancak Galatasaray başka bir İngiliz takımından çok daha ciddi bir teklif aldı. Başkan’nın “Arda Avrupa’da kupa kaldırmadan gidemez” dediğini de biliyoruz. Zaten bu sezon için kadroya yapılan yatırımlardan sonra Ocak ayında Arda’nın satılması gibi bir şey söz konusu olamaz. Yaz ola hayrola diyelim biz…

Zhirkov‘un krampon çivisi Terry’in yanağında…