İnsan değil

10 gün önce Japonya ile oynanan hazırlık maçında kolu kırılan ve apar topar ameliyat edilen Drogba bugün Portekiz karşısında sahada!

Dün ilk kez takımla birlikte çalışan Drogba, kolu için özel yapılan bir bandajla sahaya çıkacak. Drogba demek Fildişi Sahili’nin %50’si demek. Gruptan çıkacaklarsa Portekiz’i saf dışı bırakacaklarsa Drogba’sız olmazdı. O da bunun farkında olsa gerek takım arkadaşlarını yanlız bırakmıyor.

Normal bir insan evladının kolu kırıldıktan 10 gün sonra halı sahada bile futbol oynayabilmesi mümkün değil. Drogba’nın insan olmadığına dair şüphelerim zaten vardı artık kanıtlanmış oldu.

Mutu bitti

2004′ün Ekim ayında Chelsea’de futbol oynarken yapılan doping testi sırasında kanında kokain bulunan Mutu İngiliz ekip tarafından kovulmuştu. Bu olayın ardından Juventus Mutu’yu bedavaya renklerine bağlamış ve 1.5 sene sonra 10 milyon euroya Fiorentina’ya kakalamıştı.

Mutu’nun doping testinin sonucu nedeniyle Chelsea ile olan sözleşmesini ihlal etmesi üzerine, FIFA Uyuşmazlık Kurulu yıldız futbolcuyu 17.173.990 Euro para cezasına çarptırmıştı. Mutu 2008 Mayıs ayında bu karara itiraz için CAS’a başvurmuştu; fakat CAS da bu kararı aynen onadı. Mutu son bir umut İsviçre Federal mahkemelerine başvurarak cezanın kaldırılmasını istemişti. Ancak oradan da istediği cevabı alamadı ve dün cezası onandı. Chelsea’ye 17.173.990 Euro ödemek zorunda.

Mutu bu yaştan sonra futbol oynayarak bu parayı kazanamaz. Banka hesabında da bu kadar para yoktur. Kısacası Mutu bitti. Zaten zayıflama hapı kullandığı için de Ekim ayına kadar cezalı. Bu saatten sonra kim sahip çıkar bilmem…

Yan yana oynarlar mı?

Dengesizliğini sevdiğimin memleketi. Antep’ten Tabata’yı alıyorsun 8 milyon euro, Inter’den Quaresma’yı alıyorsun 7.3 milyon euro.

Tabii Tabata’ya verilen bonservis için Beşiktaş yönetiminin mantıksız işlerinden biri de diyebilirsiniz ama bizim ligimizde futbolcular için yaratılan anlamsız suni bir değer var. Geçen sezonki Topuz transferi, Tabata transferi ve Sercan için istenen paralar bunun en güzel örnekleri. Bu futbolcuların hepsi yetenekli olabilir ama bu paraları hak edecek kadar değil. Sanki Premier League, La liga’da oynayan über yetenekler…

Kendilerine verilen rakamlardan bahsetmiyorum. Kulüplerin istedikleri bonservis rakamları takıldığım nokta. Tabii bu rakamları gözü kapalı veren İstanbul takımlarında da suç var.

Zamanında Serkan Aykut, Bülent Akın’larla başladı Topuz, Tabata ile devam etti, şimdi sıra Sercan ve Volkan’larda… Ona 5 ver buna 8 ver nasılsa veriyorlar bu sefer 10 iste başkan.

Turnuva takımı Almanya

Adamlar öyle ya da böyle her turnuvada millet olarak heyecan yaşıyorlar. Bu Dünya Kupası öncesi Ballack sakat denildi, Klose formsuz denildi, Podolski çıkışını sürdüremedi denildi, Almanya tarihinin en genç kadrosuyla Afrika’ya gidiyor denildi ama yine de ilk grup maçlarında takır takır top oynayarak Avustralya’yı 4’lediler.

Sahanın en etkili ismi tartışmasız Mesut Özil’di. Almanya’nın tehlikeli olduğu her atakta payı vardı. Sezonu formsuz geçiren Klose ve Podolski de Milli formayla kendilerini bulmuşlar. Avustralya’da pek bi’ nane yoktu Cahill de atılınca tamamen havlu attılar. Cahill’e çıkan kırmızı çok ağırdı bana göre. Meksikalı hakem fena çuvalladı. Zaten gerçek anlamda bir forvetleri yok Cahill ile can çekişiyorlardı. O da gitti bundan sonraki maçlarda işleri çok zor. Hiç ışık vermediler. Yenik durumdayken bir isyan eder yüklenirsin filan ama Avustralya’da o da yok.

Turnuvanın 8. maçında 2 golden fazlasını görmek nasip oldu sonunda. Almanlar ilk maçta iddalı olduklarının sinyalini verdiler. Avustralya’dan daha dişli bir rakiple oynarlarsa ne olur görmek lazım. O dişli rakip de en erken çeyrek finalde gelir. Şimdilik yolu açık Almanların…

Vuvuzela ve Üründül

Dünya Kupasının tartışmasız en kötü iki yanı. Biri Afrika’nın yerel üflemeli çalgısı Vuvuzela diğeri ise TRT’nin demirbaş yorumcusu Ömer Üründül. Al birini vur ötekine. Adam gibi maçın keyfi çıkmıyor. Devamlı bir arı vızıltısı. Gol sesi bile duyulmuyor. O sesin arasından Üründül’ün kolektif ve saçma sapan yorumları. Yanlış futbolcu isimleri ve telaffuzları…

Televizyonun sesini kıssan bir garip geliyor kısmasan ekranı kırasın geliyor. Nasıl geçecek bu ay bilmiyorum. Gerçi FIFA yayıncı kuruluşların baskısıyla vuvuzelayı stad içinde yasaklamak için girişimlerde bulunmaya başlamış ama ne kadar doğru bilmiyorum. TRT’nin kolektif Ömer’i yasaklamak gibi bir girişimi yok. Bırakın bu yazı daha senelerce TRT’nin yayınladığı her maçta bizleri ayar etmeye devam edecek.

İlk Arjantin maçının ardından…

Dünya Kupası Cuma günü başladı ama iş güç koşuşturmaca derken izleyebildiğim ilk 90 dakika Arjantin-Nijerya maçı oldu. Ee bu yaz Arjantin’li olduğumuzu da daha evvel belirtmiştik zaten. Bu durumda kupaya başlamak için doğru bir maç oldu benim adıma.

Maçı değerlendirmeden önce Maradona’ya dikkat çekmek lazım. Kızlarının isteği üzerine sonunda eşofmanı çıkardı ve jilet gibi  takım elbisesini üzerine çekti. Takımı ise maça oldukça istekli başlayıp Heinze ile golü erken buldu ve rahatladı. Sezonu formda bitiren Milito’yu yedek bırakıp Higuain ile başlamak pek de doğru bir tercih gibi değildi sanki. Bir de kötü gününde olan Tevez’e 90 dakika tahamül etmesini anlayamadım. Yanında damat Agüero otururken ona da bir şans verebilirdi.

Takımın direksiyonundaki isim Messi şanssız günündeydi. Net gol pozisyonlarında Enyeama’yı bir türlü geçemedi. Haftalardır hasret kaldığımız dribbling’lerini özlemişiz. Nijerya Arjantin’i çok fazla ısıramadı ama yine de defans hattı ve önündeki ikili zor anlar yaşadı. Veron-Mascherano ikilisi önümüzdeki maçlarda kadroya alınmayan Cambiasso’yu çok arar. Bir de sağ bekte Gutierrez olacak iş değil. Adam savunma yapmayı bilmediği için bizim Sabri’den beter defansın dengesini bozuyor.

Arjantin gruptan çıkar ama sonrası çok zor. Takım olamıyorlar. Bireysel yeteneklerle nereye kadar bilmiyorum. Daha önce de dediğim gibi Arjantin’liyiz, istiyoruz ama güvenmiyoruz…

Bottega Bebek’te Dünya Kupası

Yaklaşık 1 ay önce Muzo ile beraber Bebek’te açmış olduğumuz restorandan bahsetmiştik. Yoğun ama keyifli tempo devam ederken aklımıza bir fikir geldi. Bizim gibi iki futbol manyağının restoranı olur da orada futbol olmaz mı? Tabii ki olur. Olmalı.

Dünya Kupasında Bottega’dayız ve maçları biraz daha heyecanlı hale getirmek için bir fikrimiz var. Dünya Kupası maçları başlamadan masanıza oturmadan bir tahmin formu dolduruyorsunuz. Maçın skorunu ve golcüleri tahmin ediyorsunuz. Eğer maç tahmin ettiğiniz skorda biterse ve golcüleri de bilmişseniz maç boyunca 100 liraya kadar yediğiniz içtiğiniz herşey bedava!

Herkesi bekliyoruz. Sadece yarışma için değil. Blogda klavye aracılığıyla yaptığımız muhabbetleri maç eşliğinde yüz yüze yapıp keyif alalım. Hem de tanışmış oluruz fena mı olur;)

İletişim: Küçük Bebek Caddesi No:6 Bebek/İstanbul (212) 265 0 266

www.bottegabebek.com https://twitter.com/bottegabebek