Alex Ferguson’un en kötü transferi

Sir Alex Ferguson katıldığı Lig Menajerler Birliği toplantısında bugüne kadar yaptığı en kötü transferi itiraf etmiş. Sir 1988 senesinde Bristol City’den 170.000 pounda transfer ettiği Ralph Milne için hala pişmanlık duyduğunu söylemiş.

Forvette görev yapan Ralph Milne United’da ilk sezonunda 22 maçta sadece 3 gol atabilmiş ardından ilk 11’deki yerini kaybetmiş ve bedavaya kulüpten ayrılmış.

Sir’ün bir diğer pişmanlık duyduğu isim de 3.5 milyon pound ödediği Djemba-Djemba‘ymış. Hakkaten o neydi Old Trafford’da ne işi vardı ya?

Salvatore Schillaci

1990 İtalya Dünya Kupası deyince Roberto Baggio‘nun ardından aklıma gelen ilk isim Schillaci, kariyerine dizi oyunculuğu eklemeye karar vermiş.

Kendisine verilen rol de ismine yakışır cinsten. “Squadra Antimafia” adlı dizide bir seri katili canlandıracakmış. Yanlız serideki ömrü pek uzun değilmiş galiba. 2 ya da 3 bölümde oynayıp sonra cinayete kurban gidecekmiş. Ne biçim mafya dizisiyse seri katili bile 2 günde harcıyorlar.

O bilek

Bu bilek daha 9 gün önce bu haldeydi. Şimdi düzeldi ve takımla birlikte Şampiyonlar Ligi maçı için Rubin Kazan deplasmanına gitti.

Muhtemelen riske edilmeyecek kulübede bekletilecek ama Messi’nin sağlıklı olduğunu duymak bile güzel. Bu arada Rubin deplasmanı demişken Barca’nın Rusya karnesi pek de iç açıcı değil.

5 defa gidilen Rusya’da bugüne kadar sadece 1 maç kazanılabilmiş. Geçen sezon da rakip Rubin Kazan’dı ve golsüz berabere kalındı. Rusya’da alınan tek galibiyet Van Gaal yönetiminde 2002-2003 sezonunda Lokomotiv Moscow karşısında Kluivert ve Saviola’nın(2) golleriyle 3-1’lik skorla geldi. Bu galibiyet dışında diğer oynanan 3 maç da berabere. CSKA Moscow ile 1-1, Spartak Moscow ile 2-2 ve Dinamo Moscow ile 0-0.

Stamford Bridge’ın altına gece kulübü

Hikaye London Evening‘den. Ne kadar inandırıcı gelir bilemem ama işin içinde Chelsea’nin patronu Abramovich ve parası varken kıllanmıyor değil insan.

Abramovich yakın arkadaşlarının da vermiş olduğu gazla Stamford Bridge‘in altına özel bir gece kulübü yaptırıyormuş ve Aralık ayına kadar bu projesini tamamlamak istiyormuş. Yaklaşık 400-500 kişinin sığabileceği bir yer altı kulübü olacakmış. İçerde misafirleri karşılayacak şelaler filan düşünülüyormuş ve sadece bunun fiyatı 150.000 pounda yakınmış. Gwen Stefani, Amy Winehouse ve Kings of Leon gibi şarkıcılara hayran olan Abramovich bu tip konser organizasyonları için muhteşem bir sahne de yaptıracakmış.

Harcayacağı paranın yine haddi hesabı yok anlaşılan. Paçalarından akınca insan ne yapacağını şaşırıyor heralde. Eğer denildiği gibi bu kulüp yapılırsa Chelsea’li futbolcular da galibiyet sonrası vodka tonik için alt tarafa inerler. Fazla uzağa gitmeye gerek yok…

Ali Sami Yen’de aragazı

Orta sahaların trafikten maça yetişemediği, halı saha maçı gibi bir ilk yarı. Haplanmış gibi bir Bilica ve Santos. Bol pozisyon, bol gol. Ersen Martin’den voleybol kıyağı. İkinci yarı haplananların çıkmasıyla ve orta sahaların maça yetişmesiyle savunmada az da olsa güven veren bir Fener.

Bütün oyuncuların müthiş kuvvetsizlikleri ve kondisyonsuzlukları devam ediyor. Mehmet Topuz pek piyasada yok ama orta sahaya çok yardım etmesi gerektiği için anlayış gösteriyorum. Emre golü gibi çok iyiydi. Selçuk bildiğin gibi. Dia hele ilk yarı cheat gibiydi. İstediği zaman çizgiye indi. Niang leblebiye devam. Yobo’dan çok ama çok umutluyum. Sürgülü kapı gibi.

Gelelim canım Alex’e. Yedi sene oldu, hala tartışılıyor, hala kulp takılmaya çalışılıyor. Bu akşam bir kez daha gösterdi ki, sağlıklıysa tahtaya yazman gereken ilk isim. Hocasına da, yorumcu kankalarına da tükürdüklerini bir kez daha yalattı. Aykut artık lütfen Alex ile uğraşmayı boşversin, takımı kuvvetlendirmeye baksın. Alex’in Fenerbahçe formasına ve hocasına gösterdiği saygının onda birini ona gösterse daha fazla konuşmayacağım…

6 gol var ama bu sıkıntıların bittiği anlamına gelmiyor. Ama yıllar süren Ali Sami Yen maceramızı tam 6 gol ile kapamış olmamız sevindirici 😉